yazar adı gereklidir!

göster şifre gereklidir!

şifreni mi unuttun?

yazar adı gereklidir!

e-mail gereklidir!

göster parola gereklidir!

10 + 10 =

şifrenizi mi unuttunuz? Endişelenmeyin! Aşağıdaki bölgeden şifrenizi sıfırlayabilirsiniz!

e-posta gereklidir!

girişe dön

kapat
hastasozluk hastasozlukcom
  • ödem nedir nasıl oluşur

    İnsan vücudu çeşitli bileşkenlerden ayrılabilseydi, yarıdan fazlasının sudan oluştuğu görülürdü. Bu oran daha da ayrıntılı bir biçimde ele alınırsa, bir kadının vücudunda , erkeğinkinde oranında su olduğu anlaşılır.
    Bu su vücutta hücre içi ve hücre dışı su olarak dağılmıştır. Bunlardan birincisi hücrelerin içindeki sudur, ikincisi ise kan plazması, lenfa, beyin-omurilik sıvısı, salgı bezleri ve böbrekler içindeki ve hücreler arasındaki sıvıdır, ödemi meydana getiren koşulları, hücreler arasındaki boşluklarda su birikmesi hazırlar. Bu su norma hacminin 'u kadar artarsa dokuların şişme gözle görülür. Bir kimsede ödem bulunup bulunmadığı derisine parmakla bastırarak denetlenir, ödem varsa parmağın basıncının bıraktığı çukur bir süre kalır.
    Ödem çeşitli koşullarla birlikte ortaya çıkar. Örneğin, lohusalarda flebitle birlikte «beyaz bacak», «süt rengi bacak» denilen ödem görülür. Hidrotoraks denilen ve akciğer boşluğunda olan bir başka ödem biçimine ise, böbrek hastalıklarında ve sağ kalp yetmezliğinde rastlanır. Ayak bileklerinin şişmesi de yine kalp yetmezliğinde olur. Ancak ayak bileği şişmesi başka durumlarda da, örneğin sert bir yüzeyde spor yaparken bileğin burkulmasıyla da olur.
    Karında su toplanması da bir başka çeşit ödemdir. Bazı besin maddelerinin yokluğunda ortaya çıkan beriberi gibi hastalıklarda da ödem görülür.
    SIZINTI YAPAN KAN DAMARLARI
    Ödemi yapan nedenler pek çeşitlidir. Bunların çoğu dolaşım sistemiyle ilgilidir. Bu nedenlerin biri kılcal kan damarlarında görülen bir nitelik değişmesidir. Sağlıklı kılcal damarların çeperleri kan serumunda dolaşan proteinleri geçirmez. Bu serum proteinleri, kan damarlarının içindeki ve dışındaki akışkanlar arasındaki basınç dengesini hep aynı tutarlar.
    Kılcal damarların çeperleri bozulur ve proteinlerin geçmesine izin verirse osmoz basıncı azalır ve içinde eriyik durumunda mineral tuzlar bulunan su, damarlardan çıkarak dokulara yayılır. Bu da ödem demektir. Damarların çeperlerindeki bu nitelik değişmesi histamin maddesinin ya da kinin denilen bir takım aktif polipeptidlerin aracılığı ile olur. Bu polipeptidler vücuda çeşitli dürtülerle yayılır. Damar çeperlerinin değişmesi, eklem hastalıklarında çoğu zaman görülen ödemlerden olduğu gibi, bir yangı sonucunda meydana gelebilir.
    Ateşli romatizmada, damla hastalığında, ateşli eklem romatizmalarında, bir çıbanın ya da den enfeksiyonu bölgesinin çevresinde ödem oluşabilir. Deri altı dokuların, özellikle ağız, yüz ve ellerde şişmesine anjiyonörotik ödem ya da ürtiker (kurdeşen) adları verilir. Bu durum bazı besinlere, ilaçlara, böcek vb.'ye vücudun gösterdiği aşırı duyarlıktır. Bu aşırı duyarlığa alerji adı da verilir. Az rastlanmakla birlikte alerji hayatı tehdit edecek bir noktada, örneğin soluk borusunda ya da yutakta olabilir. Bu durumda ödem yukarı solunum yollarını tıkayabilir. Anjiyonörotik ödem çoğu zaman kalıtsal bir hastalıktır.
    İLAÇLAR
    Yangı sonucu ortaya çıkan ödemlerin iyileştirilmesi her şeyden önce nedenin ortadan kaldırılmasına dayanır. Nedenin ortadan kaldırılması herhangi bir organı ya da organ bölümünü kesip atma olabileceği gibi iyileştirme de olabilir. Birçok yerde de yangıya karşı (anti enflarnatuar) ilaçlarla (örneğin salisilatlar, femibutazon, kortikosteroid) iyi sonuç alınır. Anjiyonörotik ödem genellikle antihistaminik ilaçlara olumlu cevap verir. Yutakta, boğazda böyle bir ödem o muşsa çok acele etmek gerekir. Böyle bir durumda, adrenalin enjeksiyonundan iyi sonuç alınamazsa trakeostomi denilen ameliyata başvurarak hasta kurtarılır.
    Ödemin bir başka nedeni de dokulardan toplardamarlara gelen kirli kanın yolunun tıkanmasıdır. Bu durumda tıkanıklık oluşan kesimde kılcal damarlar arası basınç yükselir. Bu basınç karşıt osmoz basıncını aşar, böylece de kandan çevredeki hücreler arası boşluğa akışkan dökülür. Bu durum çeşitli durumlarda karşılaşılan bir olaydır.
    Bacaklardaki derin toplardamarlar gibi geniş toplardamarlarda kendiliğinden kan pıhtılaşması yani tromboz olayı, uzun sure yatakta kalmayı gerektiren durumlarda, kırık çıkık ameliyatlarında, jinekolojik ameliyatlardan sonra görülen bir olaydır. Lohusalıkta da rastlanır. Bacak şişer, hasta ayağını yukarı kıvırırken acı duyar. Teşhis, venografi yöntemine dayandırılır. Bu yöntemde ayaktaki ufak bir toplardamara X ısını geçirmeyen bir madde şırınga edilir ve bacağın röntgen filmi çekilir.
    Tıkanma kendiliğinden geçebilirse de bazı durumlarda damardan streptokinaz adlı bir enzim vermek iyileşmeyi çabuklaştırır. Bazen alt ya da üst ana toplardamar bir ur büyümesi nedeniyle tıkanabilir. Üst ana toplardamarın tıkanması çoğunlukla göğüs bölgesindeki lenf a bezlerinin irileşmesi sonucu olur.
    Kirli kanın kalbe dönüşündeki tıkanma ise konstriktif (sıkıştıran) perikarditte yani kalbin kalınlaşmış, sertleşmiş perikard içinde sıkışmış durumunda olur. Bu durum tüberküloz ve virüs enfeksiyonları sonuncunda meydana gelebilir. Bazen perikardda bir ur ortaya çıkabilir. Genel görünüş sağ kalp yetmezliğindekine benzerse, bazen karaciğer sirozu ile karıştırılabilir. Tek iyileştirme yolu perikardın bir kesiminin ya da tümünün ameliyatla alınmasıdır.
    Kalp yetmezliğine bağlı ödem çoğu zaman özellikle akşamları ayak bileklerinin şişmesinden, ayakkabıların dar gelmesinden şikayet eden kalp hastalarında görülür. Hasta yatar durumdayken ödemin daha çok kalça üzerinde, sırtın alt kesiminde olduğu farkedilir. Ağır durumlarda ödem gövde boşluğunun yukarı duvarına kadar uzanır. Bundan başka karaciğer de irileşir ve toplardamarın tıkanmasından ötürü yumuşar.
    Kalp yetmezliğine bağlı ödemin nedenleri karmaşıktır. Kalbin normal kan pompalama temposunu sürdürememesinden, böbreklerin besleyen kanın düzensiz gelişinden, kan serumu içindeki proteinlerin erimesinden; kapı toplardamarına kan hücumundan ileri gelebilir. Bu nedenler tek tek ele alınırsa ödemin oluşması şöyle açıklanabilir. Kalp kan pompalama işini normal düzeyinde tutamayınca toplardamarlardaki basınç artar; böbrekler kendilerine gereken kanı alamayınca dışarı atılan su ve tuz miktarı azalır, kanda ve hücreler dışında su çoğalır; serum proteinleri eriyince osmoz dengesi bozulur ve yine hücreler arasına su dolar; kapı toplardamarı sıkışınca serum içindeki proteinlerin bir bölümü bağırsaklara dökülür. Bütün bunlardan başka karaciğerin uzun süre su baskısı altında kalması protein sentezinin dengesini bozar.
    Kalbin sol karıncığı pompalama görevini tam olarak yerine getirmezse akciğerin kan damarlarında basınç artar ve akciğer ödemi oluşur. Bu durum, miyokard enfarktüsünde, mitral darlığında görülür.