Hasta Sözlük - Sağlık Bilgi Kaynağı
Hızlı Ödem Nasıl Atılır?
Bazı durumlarda vücudunuzda şişkinlik, rahatsızlık hissedebilirsiniz. Böyle bir durum yaşıyorsanız vücudunuzda ödem oluşmuş olabilir. Ödemin genel olarak sağlık açısından bir zararı bulunmuyor. Fakat kalp, karaciğer, böbrek gibi hastalıkların habercisi olabilir. Ödem sorununu ortadan kaldırmak için ödem atmak yoluna gidebilirsiniz. Bunun için birçok farklı ödem atma yolları bulunuyor. Gelin hep birlikte ödem atma nedir, ödem atmak nasıl olur hep birlikte inceleyelim.

Ödem atma kısaca, vücudun su tutması olarak kabul edilir. Fazla su atılamadığında, vücutta birikerek şişkinliğe yol açıyor. Düzenli egzersiz, uyku, bol su, bitki çayları ödemi vücuttan atmanın yolları olarak en çok tercih edilen yöntemlerdir.

ödem atma Nedir?

Vücudun su tutması sonucu ödem oluşur. Vücuttan atılamayan sular eklemlerde kendine yer edinerek, şişkinliğe yol açarlar. Bu şişkinliğin vücuttan atılması ödem atma olarak tarif ediliyor.
- Hareketsiz yaşam alışkanlığı,
- Aşırı tuz tüketimi,
- Beslenme düzeni,
- Hava değişimi,
- Aşırı kilo,
- Kadınların regl dönemleri,
- Varisler,
- Kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları,
- Kortizon, romatizma, hormon, kalsiyum kanal broker ilaçları ödeme yol açan etkenlerdir. Bu etkenlere bağlı olarak oluşan ödemi vücuttan atma işlemi ödem atmadır. Bunun için

Ödem Atmak Ne Demek?

Vücudunda şişkinlik oluşanlar, ödem atma ne demek merak edebilirler. Öncelikli olarak ödemi, kilo alımıyla karıştırmamanız gerekiyor. Elinizle ayak, bilek, bacak gibi eklem bölgelerine bastırın. Derideki çökme uzun süre kalıyorsa, vücudunuzda ödem var demektir. Ayrıca çoraplarınızın bacak ve bileklerde yaptığı çukurlaşma ödemin habercisidir. Vücuttaki şişkinliği, yani fazla suyu atma işlemine ödem atmak deniliyor.

Ödem Atma Nasıl Olur?

Bazı alışkanlıkların değiştirilmesi ödem atmanın yolu olarak ilk adımdır. Doğru beslenme ve hareketli yaşam alışkanlığı geliştirmek ödem önleyici yöntemlerdir. Birçok farklı ödem atma yöntemleri bulunuyor.
- İdrar sökücü ilaçlar,
- Bitkisel çaylar,
- Bol su,
- Düzenli egzersiz, uyku,
- Prebiyotik besinler ödem atmanın en etkili yolu olarak atmanız gereken adımlardır. Bu yöntemleri kullanarak vücudunuzdaki ödemi atabilirsiniz. Aynı zamanda ödem oluşmasını engellemiş olursunuz.

Hızlı Ödem Nasıl Atılır?

Yoğun iş trafiği altında çalışanlar hızlı ödem nasıl atılır çok merak ediyorlar. Ödem yaşam kalitesini de düşürdüğü için hemen ödem atma yolunu öğrenmek istiyorlar. Hızlı ödem atmak istiyorsanız öncelikle stres ve aşırı tuzdan uzak duracaksınız. Metabolizmanıza bağlı olarak bol su içeceksiniz.

Gün içinde hazırlayacağınız ödem atma tarifleri bulunuyor. Yeşil çay ve maydanoz suyu ödem atmanın en hızlı yolu olarak biliniyor. Günde bir fincan yeşil çay içebilirsiniz. Öğün aralarında probiyotik yoğurt, kefir tüketebilirsiniz.

Doktorunuza danışmadan ve hızlı şekilde ödem atmak için ilaç ve bitki çayları kullanmayın. Öncelikli olarak doktora görünmenizde yarar vardır. Doktor kontrolüyle birlikte vücuttan ödem atma işlemine devam edebilirsiniz.

Ödem Atmanın Faydaları

Vücudunuzda şişkinlik, ödem belirtilerinin görülmesi demek vücudunuzda 4-5 litre fazla suyun birikmesi demektir. Ödem atma;
- Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor.
- Kalp, karaciğer, akciğer, böbrek hastalıklarının habercisi olduğu için erken önlem almayı sağlıyor.
- Vücuttaki organlara olan baskıyı azaltıyor.
- Kişinin yaşam kalitesini, kendine olan güvenini yükseltiyor.
- Tansiyonu dengelemeye yararlıdır.
- Kadınlarda regl ve hamilelik dönemlerinin rahat geçmesini sağlar.

Ödem Atmak Neden Önemli

Ödem kadınlarda daha çok görülmesine rağmen hemen hemen herkesin az veya çok karşılaştığı bir durumdur. Vücut ağırlığının artması, yüzük/ayakkabının sıkması, çorapların iz bırakması, yüzün şişmesi, kollarda ve bacaklarda gerginlik ödemin belirtileri arasındadır.

Yaşanan bu belirtiler günlük hayatı etkilediği gibi yaşam kalitesini de düşürüyor. Öncelikli olarak kişide psikolojik bir rahatsızlık veriyor. Bununla birlikte sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Küçük kan damarlarından diğer dokulara sıvı sızdığında ödem oluşabiliyor. Sıvı birikmesi sonucunda dokular şişiyor. Dokuların rahatlaması için bu sıvıların vücuttan atılması gerekiyor. İşte bu nedenle vücuttan ödemi atmak önemlidir.

Ödem Atmak İçin Evde Ne Yapılır?

Ödem atmak için evde ödem atma çeşitli yolları bulunuyor. Pratik ve kolayca hazırlayabileceğiniz ödem atma çayları ve çorbaları bulunuyor. Bu besinlere ek olarak ödem atma egzersizleri yapabilirsiniz. Ödem yapıcı besin ve hazır yiyeceklerden uzak durmalısınız.

Vücudunuzdaki ödemi atmak için bütün yöntemleri aynı anda kullanmaya kalkmayın. Bilinçsiz şekilde yapılan hareketler, tüketilen tarifler yarardan çok zarar getirebilir. Verilen tarifler ve yöntemler genel anlamdadır. Herhangi bir alerjiniz, hastalık geçmişiniz bulunuyorsa doktor bilgisi olmadan ödem atma hareketleri yapmayın.

Ödem Atma Egzersizleri

Ödem atmanın en etkili yollarından biri düzenli yapacağınız egzersiz hareketleridir. Uzun süre hareketsiz kalmak ödeme davetiye çıkarıyor. Bunu önlemek için masa başı iş yapıyor olsanız bile saatte bir basit egzersiz hareketleri yapabilirsiniz.
1- Yürüyüş; ödem atmak ve yağ yakmak için yürüyüş gibisi yoktur. Yürüme, yeme-içme gibi hayatınızın bir rutini olmalıdır. Belirli bir tempoda en az 30 dakika yürüyüş ödem atmak ve zayıflamak için size iyi gelecektir. Kapalı ortamda ve masa başı iş yapıyorsanız, en azından fırsat buldukça ayağa kalkıp, koridorda, oda içinde yürüyüş yapabilirsiniz.

Kadınlarda hamilelik döneminde ödem büyük sorun oluşturuyor. Hamilelik döneminde bile yürüyüşten vazgeçmemelisiniz. Doktor kontrolünde hafif tempoda yürüyüşler yapabilirsiniz. Hem bebeğin gelişimine katkıda bulunursunuz hem de ödem oluşumunu önlemiş olursunuz.

2- Ayak Egzersizleri; Ayakta oluşan ödemler büyük rahatsızlık verebiliyor. Basit ve ama etkili yöntemlerle bu bölgede su birikimini önleyip, dışarı atılmasını sağlayabilirsiniz.
- Sandalyeye dik vaziyette oturun. Ayak uçlarınız yerde olacak şekilde topuklarınıza yukarı kaldırın. Parmak uçları yerle teması kesilmeyecek şekilde geri indirin. Bu hareketi 15 tekrardan 5 set halinde yapıyorsunuz. Her set arası 10 saniye derin nefes alma-verme egzersizi yapabilirsiniz. Bu uygulamayı evde veya işyerinde rahatlıkla yapabilirsiniz.
- Oturur vaziyette, bir ayağınızı diğer bacağınızın üzerine tabanı size dönük vaziyette koyun. Yumuşak hareketlerle ayağınızı bileğinden oynatarak çevirme hareketi yapın. Dairesel hareketler çizdikten sonra, aynı hareketi öbür ayağınızla yapın. Bu hareket için set ve sayı sınırlaması bulunmuyor. Ayağınızı rahat hissedene kadar tekrarlayabilirsiniz.
- Ankle pump; Ayak bileği pompalamak demektir. Oturduğunuz veya yattığınız yerden ayakları bileklerden pompalar gibi hareket ettiriyorsunuz. İsterseniz yattığınız yerden topuklar yerde, parmak uçları havaya bakar vaziyette durabilirsiniz. Bu pozisyonda topuklar sabit, parmak uçlarını ileri-geri hareketleri yapıyorsunuz. Bu hareketleri 2 saatte bir 5'er dakika yapmanız yeterlidir.
- Yerinde say; Bacaklarınızı omuz genişliğinde açın. Yerinizden hareket etmeden koşuyormuş gibi yapıyorsunuz.

3- Bacak Egzersizleri;
- Basamak inip-çıkma; Fazla yüksek olmayan bir basamak veya kalın bir kitap üzerine çıkın. Topuklarınız boşta olacak şekilde durun. Bir yere destek alarak tutunun. Topuklarınızı aşağı-yukarı hareket ettirin. Hareketleri yaparken arka bacak kaslarınızı hafifçe kasmayı unutmayın. 15 hareketten 5 set yapabilirsiniz.
- Bacak esnetme; Bir ayağınızı adım atar gibi öne atın. Öne doğru eğilerek arka bacağınızı esnetin. Esnetmeden sonra arka bacağınızın topuğunu havaya kaldırıp, indirin. Bu hareketi öbür bacağınızla da yapıyorsunuz. 10 tekrardan 5 set yapabilirsiniz.
- Alt bacak masajı; Üç aşamadan oluşuyor. Sırt destekli bir sandalyeye, sırtınızı yaslayarak dik vaziyette oturun. Bir ayağınızı, diğer bacağınızın üzerine koyun. Sadece ayak bileği diğer bacağın üzerinde olmalıdır. İki elinizle bacak üzerine koyduğunuz ayağınızın bilek kısmını kavrayın. Toz sıyırıyor gibi yukarı doğru sıvazlayın. Bilek kısmından bu sefer bez sıkar gibi iki elinizle sıkarak dize doğru ilerleyin. Tekrar bilek kısmına gelin. Baş parmağınızla ayak bileğinden başlayarak dize kadar baskılar uygulayarak ilerleyin.

4- Kol Egzersizleri; Her yarım saatte bir kollarınızı birbirine paralel olacak şekilde yukarı doğru kaldırın. 60 saniye boyunca bilekten daireler çizin. Kollarınızı yere paralel olacak şekilde yanlara uzatın. Omuzlarınız sabit kalacak şekilde kollarınızla daireler çizin.

Ödem Atmak İçin Ne İçilmeli?

Vücudundaki şişkinliği atmak isteyenler ne ödem attırır arayışı içine giriyorlar. Öncelikli olarak ödem atmak için su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Vücut kitle endeksinize göre günde ortalama 2-2,5 litre su tüketmelisiniz. Ödemi atacağım diyerekten fazla su içmeye kalkmayın. Bu sefer organlarınıza aşırı yük bindirmiş olursunuz. Bu dikkati ödem atıcı bitki çaylarında da uygulamalısınız.

Sabahları kalktığınızda vücudunuzdaki ödem atmak için limonlu su içebilirsiniz. Gün içerisinde iki fincanı geçmemek şartıyla yeşil çay içebilirsiniz. Öğle veya akşam yemeklerinde özel olarak hazırlayacağınız çorbalardan içebilirsiniz.

Ödem Atma Suyu Nasıl Hazırlanır?

Vücudunuzdaki şişkinliği atmak istiyorsanız ödem atma suyu hazırlayabilirsiniz. Hazırlayacağınız bu suyla ödem atma detoksu yapabilirsiniz. Bunun için gerekli olan malzemeleri sıralayalım;
- 1 adet limon
- 1/2 adet yeşil elma
- 10 dal maydanoz
- 1 adet ceviz büyüklüğünde taze zencefil
- 1 adet salatalık
- 1 litre su

Bir litre suyun içine limon, elma ve salatalığı kabuklarıyla dilimleyip atıyorsunuz. Maydanozu saplarıyla birlikte ekliyorsunuz. Zencefilin kabuğunu soyup, küçük parçalara keserek atıyorsunuz. Bu karışımı akşamdan yapıp, dolapta bekletiyorsunuz. Ertesi gün boyunca birer bardak içerek karışımı tüketiyorsunuz. Bu karışımla birlikte gün boyunca 1,5 litre su tüketmeyi unutmuyorsunuz. Toplamda gün içinde 2,5 litre sıvı tüketmiş olacaksınız.

Yeşil detoks olarak adlandırılan anında ödem atma etkisi bulunan başka bir suyun nasıl hazırlandığını size gösterelim. Bu suyu hazırlamada; 1'er adet kivi, salatalık, yeşil elma, 4-5 yaprak taze nane, 1 çay bardağı su gerekiyor. Su yerine isterseniz maden suyu kullanabilirsiniz.

Kivinin kabuğunu soyuyorsunuz. Elma ve salatalığı soymadan doğruyorsunuz. Bütün malzemeleri blendere doldurun. Blenderi birkaç dakika çalıştırın. Küçük parça kalmadığından emin olun. Karışımı bir bardağa boşaltıp içebilirsiniz. Bu karışımı da sabah aç karnına kahvaltıdan önce tüketiyorsunuz.

Düşük tansiyon probleminiz bulunmuyorsa pancar suyu detoksunu deneyebilirsiniz. Bunun için; 1 adet orta boy pancar, 6-7 yaprak ıspanak, 5-6 dal maydanoz, 1 adet yeşil elma, 1 limon gerekiyor. Limon haricinde bütün malzemeyi katı meyve sıkacağından geçirin. Karışıma limonun suyunu ekleyin. Sabah kahvaltıdan önce aç karnına içebilirsiniz.

Sporcuların vücudu arındırmak için hazırladıkları ve düzenli olarak tükettikleri "ödem atıcı smoothie" hazırlamak isteyebilirsiniz. Önce malzemeleri sayalım;
- 1 su bardağı ıspanak
- 1 armut
- 5 adet çiğ badem
- 2 yemek kaşığı tepeleme yulaf ezmesi
- 1'er çay kaşığı tarçın, toz zencefil
- 1 çay bardağı laktozsuz süt
- 1 çay bardağı su

Bütün malzemeleri blenderde karıştırıyorsunuz. Yoğurt kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Bu karışımı sabah veya öğle öğünü olarak tüketebilirsiniz.

Ödem Atmak İçin Maydanoz Suyu Nasıl Hazırlanır?

Ödem atmada maydanoz en çok kullanılan bitkidir. Vücudunuzdaki ödem atmak için maydanoz suyu en çok tatbik edilen yöntemlerden biridir. Maydanoz ve suyunun ödem atıcı, vücuttaki şişkinliği azaltıcı etkisi bulunuyor. Vücudunuzda ödem oluştuğunda hazırlayacağınız ödem atmak için maydanoz suyu ile şişkinliği üzerinizden atabilirsiniz.

Maydanoz suyunu iki şekilde hazırlayabiliyorsunuz. Birinci yöntemde; 1 litre kaynayan suya bir bağ maydanoz atın. 3-5 dakika demlenmesini bekleyin. Damak zevkinize göre içine yarım limonun suyunu sıkabilirsiniz. İsterseniz sıcak, ılık, soğuk olarak tüketebilirsiniz. Yalnız aşırı maydanoz suyu tüketimi su kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle günde iki bardaktan fazla tüketmeyiniz.

İkinci yöntemde; Yarım demet maydanozu iyice temizleyip, saplarıyla birlikte blendere atıyorsunuz. 1 dakika boyunca blenderi çalıştırın. Bu süre sonunda blendere bir su bardağı su ekleyin. Blenderi çalıştırın. Maydanozlar ufak parçalara ayrıldığında, su yemyeşil köpüklü hal aldığında çalıştırmayı durdurun. Bir bardağa boşaltın. İçine yarım limonun suyunu sıkın. Bu karışımı detoks niyetine günde iki defa yapabilirsiniz.

Meyve ve sebzelerden en yüksek verimi alabilmek için çiğ tüketmek en doğrusudur. Bu nedenle çiğ maydanoz suyuna karşı herhangi ön yargınız, alerjiniz bulunmuyorsa ikinci yöntemi denemenizi tavsiye ederiz.

Ödem Atmak İçin Maydanoz Suyu Nasıl İçilir?

Vücudunuzdaki şişkinlikten ve ödemden şikayetçiyseniz hızlı ödem atma yolları olarak maydanoz suyu en idealidir. Her sabah kalktığınızda blenderde taze olarak hazırladığınız ve içine limon suyu eklediğiniz maydanoz suyunu içebilirsiniz. Maydanoz suyunu aç karnına içiyorsunuz.

Maydanoz suyu tansiyonu düşürdüğü için düşük tansiyon riskiniz bulunuyorsa doktor izni ve kontrolü olmadan kullanmayınız.

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'nun ödem atmak için maydanoz kürü bulunuyor. Cildinizi tazelemek, vücudunuzu arındırmak için bu kürü hazırlayıp, kullanabilirsiniz. 16 adet maydanozu saplarıyla birlikte elinizle biraz parçalayıp blendere atın. Yarım limonun suyunu ekleyin. Üzerlerine yarım bardak su dökün. Maydanozlar küçük parçalara ayrılıp, yemyeşil bir hal alıncaya kadar çalıştırın.

Kürü, kahvaltıdan 10 dakika önce aç karnına içiyorsunuz. 15 gün boyunca her sabah ödem atma kürü uyguluyorsunuz. Uygulamaya bir hafta ara veriyorsunuz. Haftanın sonunda bir 15 gün daha küre devam ediyorsunuz. 15 günün sonunda kürü sonlandırıyorsunuz.

5-6 ay sonra vücut durumunuzu kontrol ediniz. Şişkinlik ve ödem probleminiz bulunuyorsa aynı şekilde kürü tekrar uygulayabilirsiniz.

Ödem Atmak İçin Hangi Çay İçilir?

Ödem atmada etkili olan bitki çayları şöyle sayabiliriz;
- Yeşil çay
- Maydanoz suyu (kaynatılmış)
- Kiraz sapı çayı
- Mısır püskülü çayı
- Elmalı

Ödem ile ilgili görseller:
görsel

görsel


hastasozluk.com
Öpücük Hastalığı Bulaşıcılığı Ne Kadar Sürer?

İsmine aldanıp öpüşme sonucu bulaşan bir hastalık olarak düşünmemek gerekir. Bu hastalık tükürük yoluyla bulaşır. Bunun dışında vücut sıvısıyla da bulaşma eğilimi gösterir. En çok ergenlerde görülür. Ancak bu hastalık yetişkinlerde de gözlemlenmiştir. Çoğu insan çok küçük yaşlarda hatta bebeklikte bu hastalığı geçirdiği için belirtileri çok zor tespit edilir. Öpücük hastalığı bir defa geçirildiğinde vücut bağışıklık kazanır, hastalık tekrar etmez.

Öpücük Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler virüsü kaptıktan yaklaşık 4-9 hafta sonra ortaya çıkar. Bu kuluçka döneminin ardından yetişkinlerde belirtiler net olarak ortaya çıkar. Çocuklarda ise belirtileri gözlemlemek zordur. İlk belirtileri yorgunluk ve keyifsizliktir. Arkasından titreme ve iştahsızlık ortaya çıkar. İlerleyen günlerde bademcik şişmesi ve baş ağrıları ve gece terlemeleri başlar. Koltuk altı ve boyundaki lenf bezleri şişer. Az da olsa dalak ve karaciğerde büyüme gözlenir. Ölümcül özelliği çok az olan bu hastalık, ilaç tedavisi, istirahat ve doğru beslenmeyle tedavi edilir.

Öpücük Hastalığının Tedavisi

Hastalığın tedavisi boğaz, baş ağrısı ve bademcik şişmesine iyi gelen ilaçların verilmesiyle başlar. Hiç bir tedavi verilmese bile 1-2 ay içerisinde hastalık kendinden düzelme eğilimi gösterir. Ancak bu hastalığı geçiren kişide belirtiler ağır seyrediyorsa, iltihap hastalıkları uzmanı devreye girmesi gerekir. Dalağın büyüyüp patlaması durumunda cerrahi bir müdahale şarttır. Yine dalağın büyüdüğü tanısının ardından kişi spordan uzak durmalıdır.

Öpücük Hastalığı Bulaşıcılığı Ne Kadar Sürer?

Hastalığın bulaşıcılık süresi, virüsün tanısı konulduktan sonra takip eden 3 ay içerisinde gerçekleşir. Bu süreç içerisinde virüsün bulaşıcılık özelliği bulunur. Bu yüzden hastalığı bünyesinde alan kişiyle sıvı ve tükürük temasından kaçınmalıyız. Bu süre geçip ve hasta tedavi aşamasını bitirdikten sonra sağlık açısından herhangi bir tehlike söz konusu değildir.

Öpücük Hastalığında Kan Testleri

Kan testlerine akyuvar sayısının ve tiplerinin belirlenmesiyle başlanır. Antikorların testi ve karaciğerin fonksiyonları incelenir. Kanda bizi yabancı istilacılardan korumakla görevli, bağışıklık sistemimize ait beyaz kan hücrelerinin sayımı yapılır. Bu testlerin ardından tedavi aşamasına geçilir.

Öpücük Hastalığı Tehlikeli midir?

Öpücük hastalığı aslında tehlikeli değildir. Ancak ailelerin bu hastalığa hakim olması ve dikkat etmesi gerekir. Genelde hafif seyretse de nadir de olsa kansere sebep olabilir. Bu bilgiler ışında her ne kadar tehlikeli gözükmeyen bir hastalıkta olsa da, belirtiler gözüktüğü andan itibaren, ailelerin her türlü olasılığı göz önünde bulundurarak, hastalığa titizlikle yaklaşmalılar. Hastalığı bir defa geçirenler bu virüse karşı bağışıklık kazanırlar. Aşı çalışmaları ise devam etmektedir. Çocuklarınızın ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik şikâyetlerini hafife almamak gerekir. Özellikle erken tanı hastalığın kolayca atlatılması açısından elzemdir. Öpücük hastalığının kendisi, ismi kadar masum değildir. Tedavi aşamasında hekiminize güvenip hastalığın seyrini dikkatle takip etmeniz çok önemlidir. Çocuğunuzu bu hastalıktan korumaya yönelik yapacağınız en iyi şey onu dudaklarından öpmemenizdir.
Yaşlı İnsanlarda Yaygın Sağlık Sorunları

Yaşlanmak, üst düzey refah zorluklarını beraberinde getirebilir. Bu normal, bitmeyen koşulları izleyerek, yaşlandıkça rahatsızlıklarla savaşmanın bir yolunu bulabilirsiniz.

Bugün dünya üzerindeki bireyler, diğer zamanlardan daha uzun yaşamayı umabilirler. 65'e ulaştığınızda, veriler, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, genel olarak 19.3 yıl daha yaşayabileceğinizi ön görmektedirler. Bazıları için, bu noktada, bu yaşta yaşam, sağlıklı kalmak için kronik koşulları dikkatli bir şekilde denetlemeyi içerir.

Sigarayı bırakmak ve forma girmek gibi sağlam bir yaşam tarzı seçimleri yapmak, üst düzey sağlık tehlikelerinden uzak durmanızı sağlayabilir. Bununla birlikte, ayrıca fiziksel olarak dinamik olmalı ve sağlıklı bir beslenme rutinine bağlı kalmalısınız.

Ayrıca, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, sağlıklarının harika veya şaşırtıcı olduğunu belirten 65 yaş üstü bireylerin yüzde 41'i arasında olabilirsiniz.

1.) Artrit
Eklem iltihabı, büyük olasılıkla 65 yaş veya daha az bir oran da olsa 40’lı yaşlardan sonra kişinin mücadele ettiği ana sorunlardan bir tanesidir. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, bu hastalığın 65 yaşın üzerindeki tüm yetişkinlerin yüzde 49.7'sini etkilediğini ve bazı yaşlılar için acıya neden olabileceğini ve kişisel memnuniyeti azaltabileceğini söylüyor.

2.) Koroner hastalık
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, koroner hastalık 2020 yılında 689.722 ölüme sebep olan 65 yaş üstü yetişkinlerin ana düşmanı olmaya devam ediyor. Koroner hastalık, sabit bir durum olarak erkeklerin yüzde 37'sini ve 65 yaş ve üzeri yerleşik kadınların yüzde 26'sını etkiliyor. Bireyler yaşlandıkça, inme veya koroner hastalık oluşturma olasılığını artıran hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi risk faktörleriyle aşamalı olarak yaşarlar.

3.) Kanser
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin belirttiği gibi, 2020 yılında 613.885 ölümle kanser, 65 yaş üstü bireyler arasındaki ölümlerin en büyük nedenlerinden biridir. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri aynı şekilde 65 yaş üstü erkeklerin yüzde 28'inin ve kadınların yüzde 21'inin malign büyüme ile yaşadığını bildiriyor.

4.) Alzheimer Hastalığı
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre Alzheimer hastalığı, 2020 yılında 65 yaş üstü bireylerin 112.604 tanesinde görüldüğünü belirtiyordu. Alzheimer Derneği, 65 yaş ve üzerindeki her dokuz kişiden birinin (yaklaşık yüzde 11) Alzheimer hastalığına sahip olduğunu bildiriyor, ancak sonuç test edildiğinden, bu kronik durumla yaşayan bireylerin sayısının tam olarak anlaşılması zor. Her halükarda, doktorlar, zihinsel zayıflamanın, güvenlik ve öz bakım sorunlarından evde veya özel bir ofiste aşırı düşünmeye kadar, yaşlıların refahını önemli ölçüde etkilediğinin farkındadır.
Yüksek Tansiyonu Kolaylıkla Kontrol Etme

Yaygın inanışın aksine, kan basıncınızı kontrol etmek, temelleri bildiğiniz sürece, aslında yapılacak en basit şeylerden biridir. Kan basıncını kontrol etmenin hem içme hem de yeme alışkanlıklarınla çok ilgisi vardır.

Şunu deneyin: Bir aynanın önünde durun ve sadece yüzünüze değil tüm vücudunuza bakın. Vücudunuzun içinde tüm geleceğiniz yatıyor. Bir şeyleri hiç düşünmeden tüketmeye devam ederseniz, sadece tadı güzel oldukları için vücudunuzun çok uzun süre hayatta kalacağını düşünüyor musunuz? Fazla kilolu kişilerin felç geçirme şansının çok daha yüksek olduğunu biliyor muydunuz? Vücut ağırlığınızı kontrol etmek için düzenli olarak tartıya geçiyor musunuz?

Hiç tartı üzerinde durup iki ayda on beş kilo yağ aldığınızı fark ettiniz mi? Varsa, görmezden mi geldin? Görmezden geldiyseniz, neden yaptınız? Böyle bir kilo aldığını görmek sizi şoka sokmalı ve karşılığında harekete geçmenizi sağlamalıydı. Şu anda kaç kilo olduğunuzu bilmiyorsanız, şu anda yapabileceğiniz en iyi şey kilonuzu kontrol etmek ve ideal kilonuzun ne olması gerektiğini bulmaktır.

Genel kan basıncınızla orantılı ve doğrudan ilişkili olduğu için ne tükettiğinize çok dikkat etmek önemlidir. Pek çok insan, tuzun herhangi birinin diyetinde çok önemli bir faktör olduğuna inanır ve bu bazıları için doğru olabilir, ancak bu sizin için doğru değil. Herhangi bir şey varsa, ideal olarak doktorunuz size tavsiyede bulunmadan önce, tuz alımınızı büyük ölçüde azaltmanız gerekir. Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve doymuş yağ oranı çok düşük olan bir beslenme oluşturmaya çalışın.

Yüksek tansiyonu etkili bir şekilde kontrol etmenin iyi bilinen iki çaresi vardır: limon ve tereyağlı süt. Yüksek tansiyonu kontrol altına almak söz konusu olduğunda limon kabuğu çok etkilidir; ve düzenli olarak alındığında tereyağı sütü hem yüksek tansiyon hem de düşük tansiyon tedavisinde çok iyidir. Rendelenmiş limon kabukları basitçe güveçlere veya çorbaya eklenebilir veya salatalara bile serpilebilir.

Başka bir şey: alkol almayı bıraktınız mı? Kararı verdiyseniz ve gerçekten bunu yaptıysanız, sizi alkışlarım. Bırakamadıysanız dahi kendinizi günde yalnızca bir içki içmekle sınırlayın. Kişisel doktorunuz içki içme alışkanlıklarınızı hali hazırda dikkatle izliyorsa, talimatlarına kesinlikle uyduğunuzdan emin olun. Gerekli ilaçlarınızı tüketmeye ara vermeyin ve her zaman stokta yeterince bulundurduğunuzdan emin olun. Doktorunuz size belirli bir tarihte check-up yaptırmakta ısrar ederse, belirtilen tarihte gittiğinizden ve check-up'ı gün bile ertelemediğinizden emin olun.

Kişisel doktorunuz ayrıca, günlük sabah yürüyüşü, hafif esneme egzersizleri veya hafif aerobik egzersizler gibi sağlığınız için faydalı olan bir fiziksel egzersiz rejimi hakkında size kesin göstergeler vermiş olmalıdır. Programa uyun ve içtenlikle izleyin. Kişisel doktorunuz, tıpkı sizin gibi yüzlerce hastaya sahip olduğundan ve yüksek tansiyonunuzla başa çıkmak için en iyisinin ne olduğunu bileceğinden emin olun, bu nedenle onun tavsiyesine kulak verdiğinizden ve seçtiği kişiyi tamamen anladığınızdan emin olun. tedavi yöntemleri.

Ayrıca tansiyonunuz için düzenli kontroller yaptırdığınızdan emin olun; Bu çok önemli. Evde kontrollerinizin ne zaman olması gerektiği gibi bir tür düzenleme yapın; bu, kişisel doktorunuza vakanızın tedavisinde büyük ölçüde yardımcı olabilir. Kendileri yüksek tansiyon hastası olmasalar bile, karınız ve çocuklarınız gibi ailenizdeki herkesin sağlık kontrollerinde size eşlik etmesine izin verin.

Dengeli beslenmeye ve düzgün ve doğru bir şekilde egzersiz yapmaya ekstra özen göstermeniz gerekiyorsa, ihtiyacınız olmayan şeyler için endişelenmeyi bıraktığınızdan ve başkaları gibi normal ve rahat bir hayat sürdüğünüzden emin olun. Rahatsızlığınıza rağmen mutluluğun anahtarı budur.
yeni doğmuş bebeğin gazını çıkartmak

Ebeveynlik konusunda yeniyseniz, bir bebeğin nasıl gazının çıkartılacağını veya en başta neden yapılması gerektiğini merak ediyor olabilirsiniz. Pek çok insanın fark etmediği bir şey de, bir bebeğin gazını çıkartmanın, ilk kez biberonla beslenmeye başlandığı anda yakalanan bir “Batı Kültürü” olgusudur. Biberon emziklerinden gelen süt veya mama anne sütünden daha hızlı akar, bu nedenle bebek biberonun emilmesi arasında bir yudum hava alma eğilimi gösterebilir.
Bebeğiniz emmeyi iyi anlarsa gaz çıkarma ihtiyacı biberonla beslenmeye göre daha azdır.

Ayrıca, emen bebeğin davranışları, biberon kullanan bebeklere göre daha yavaş, ritmik bir şekildedir. Bu, doktorların ve pediatristlerin emzirmeyi önermelerinin pek çok nedeninden sadece bir tanesidir, ancak emziremeyen veya onun yerine mama kullanmayı tercih eden kadınlar için bebeğin gazının çıkartılması gerekecektir.

Neden bebeğin gazını çıkartıyoruz?
Gaz çıkartma tekniği kullanıldığında süt akışını daha iyi kontrol edebilirsiniz. Çünkü bu, bebeğin büyük yudumlar halinde hava alma olasılığını azaltır. Gaz çıkartma aynı zamanda beslenme sürecini yavaşlatır ve bir bebeğin tek bir beslenmede çok fazla süt aldığı "tükürüklerin" yönetilmesine yardımcı olabilir. Bu, yetişkin bir insanın oturup havaya çıkmadan veya ağız dolusu mola vermeden büyük bir tabak yemeği kürekle indirmesi ile aynı olacaktır. Bunu özellikle yeni doğmuş bir bebek için yapmak zordur. Açıkça belirtmek gerekirse, anne sütüyle beslenen bebekler bile ara sıra geğirtilmelidir. Bebeği 45 derece veya daha fazla açıyla beslemek, optimum beslenme için en iyisidir. Bebeğinizin meme ucunuza iyi tutunmasını sağlaıyn. Bazı anneler, bebeğin memeden sarkmasına izin vermek yerine bebeği vücutlarının etrafına sararlar.

Bebeğin gazının çıkartılması gerektiğini gösteren işaretler
Bebeğiniz geğirme zamanı geldiğinde size sinyal verecektir, böylece bunu yapmak için her dakika durmanıza gerek kalmaz. Bebek nefes almakta zorlanır gibi rahatsızlık veya yüz ifadelerine girecektir. Bebek kıvranmaya başlayabilir veya "ağrılı" bir yüz yapabilir. Bazen bebeğinizin geğirmesine hiç gerek kalmayabilir. Her beslenme sırasında veya sonrasında bebeğinizin gazını çıkartmayı başaramazsanız kendinizi başarısız hissetmek zorunda değilsiniz. Bu büyük ölçüde bebeğin ne kadar rahat ve mutlu olduğuna ve bebeğin ne kadar hızlı beslendiğine bağlıdır. Bebek sabit ve rahatsa geğirme ihtiyacı gerçekleşmeyebilir.

Bebeğin gazı hangi pozisyonda en kolay çıkartılır

Her bebek farklıdır, bu nedenle bebeğiniz için en iyi yolu öğrenmek için biraz pratik yapmanız gerekebilir. Bazı insanlar bir bebeği nazikçe okşayarak sırtına vurmaya çalışır, bu yatıştırıcı olabilir, ancak belki de bir bebeği geğirmenin bu kolay yollarından bazıları kadar etkili değildir:

• Bebeği tek bacak üzerinden asın:
Bacaklarınızı çapraz tutun ve bebeğin karnını çok nazikçe itmesi için uyluğunuzun üzerine yayın. Bebeğin başının bir elinizle desteklendiğinden emin olun, diğer elinizle de bebeğin sırtını ovuşturun veya hafifçe vurun ve gazın çıkmasına izin verin.


• Omuzda gaz çıkartma:
Bebeği omzunuzun üzerinden sarmak en yaygın yöntemlerden biridir. Siz bebeğin sırtına hafifçe vururken omzunuz bebeğin karnına hafifçe bastırmalıdır. Bir kolunu bebeğin kolunun altında tutarken diğer kolunu tutarak bebeğin kendini güvende hissettiğinden emin olun.

• Oturarak gaz çıkartmak:
Profesyonel bebek bakıcıları, avucunuzun topuğunu bebeğin karnına doğru hafifçe bastırırken bir bebeği kucağına oturtma yöntemini kullanır. Boyun ve baş aşınmasını tuttuğunuzdan emin olun, böylece her yerde dalgalanmaz. Bebeğin sırtını ovuştururken bebeği öne doğru eğebilirsiniz.

• Taraf değiştirin:
Bazı bebekler pozisyon değiştirirken gaz çıkarır, bu yüzden bebeği yere yatırmayı ve nazikçe kendinize doğru çekmeyi deneyin ve sonra havanın karnından yükselmesine izin vermek için yavaşça aşağı geri dönün.

Bebeğin gazını çıkartmak herhangi bir uzmanlık veya ders gerektirmez. Sadece pratik yapmak ve bebeğinizi tanımak gerekir.
Yeni Bir Annenin Uykusuzlukla Başa Çıkma Rehberi

Yeni bir anne olmak, bizi bir kadın olarak hayatımızda yaşayacağımız en zorlu zorluklardan bazılarıyla karşı karşıya getiriyor. Enerji rezervlerinin yetersiz olduğu bir zamanda, bir çok yeni annenin üstesinden gelmek zorunda olduğu en büyük engellerden biri uykusuzluktur. Hamile olduğumuzda uykusuz geceler konusunda hepimiz uyarılırız.

Bazen çok uykusuz olabileceğinizi anlıyorum ki canınızı yakıyor. Pekala, size bunun bittiğini ve daha dinlendirici bir uyku rutinine döneceğinizi söylemek için buradayım. Sadece derin bir nefes alabilir ve olayların nasıl olduğunu tam olarak kabul edebilirseniz, bu zor zamanın daha hızlı ve daha kolay geçmesine neden olur.

Uykusuzluk, hepimizi biraz huysuz, biraz mantıksız ve karar alma alanında biraz yavaşlatabilir. Biliyorum, bu şu anda sizin için şok edici değil ve bunun tek çaresi burada iyi bir gece uykusu almak olsa da, çok ihtiyaç duyduğunuz zzzzzzzzzzzz 'leri elde edene kadar size hayatta kalma ipuçları

İpucu Bir:
Yardım istediğinden emin ol. Bu apaçık görünebilir, ama pek çok anne yardım istemekten çekinir, çünkü bunu yalnız yapmak zorunda olduklarını düşünüyorlar. Zor bir günde size yardım edip edemeyeceklerini görmek için hayat arkadaşlarınızla veya arkadaşlarınızla konuşun. Bebeğinizle oynamak ve sizi kontrol etmek için her halükarda sizi ziyaret etmek isteyecekler, neden size yardım etmelerini istemiyorsunuz? Eşinizle açık ve dürüst konuşun. Onlar da sizin kadar yorgun olabilirler, bu yüzden bir takım programı oluşturmaya çalışın, böylece biri dinlenebilirken diğeri bebek ve ev işleri tutmaya vakit bulabilir.

İpucu İki:
Bu, bebeğiniz uyuduğunda uykunun eski altın kuralıdır. Çok fazla yeni anne, ev işleri ve diğer 'yapılacaklar' ile dikkatini dağıtır ve yeterince uyku olmadan bunu unutur, her şey daha da zorlaşır. Saatin sabah 11 veya öğleden sonra 2 olması fark etmez. Uyu, her şey sen uyanana kadar ya da yapacak vaktin olana kadar bekleyebilir. Şaka yapmıyorum, bu altın kurala göre yaşadım ve çok büyük bir fark yarattı.

İpucu Üç:
Meditasyon yapmak için zaman bulun. Düzenli bir meditasyon uygulaması (ve özellikle transandantal), zihnin yerleşmesine yardımcı olmaya odaklanan basit ve etkili teknikler kullanır. Ve yakın zihin ve beden bağlantısı nedeniyle, zihin yerleştikçe fizyolojide doğal bir yerleşme olur. Bu gerçekleştiğinde vücut derin bir dinlenme seviyesi kazanmaya başlayabilir. Meditasyon size derin uykudan çok daha derin bir şekilde gevşeme yeteneği verir. Bu, yeni anneler için inanılmaz derecede güçlü bir araçtır.
Acemiyseniz, dinlemek için rehberli iyi bir video bulun ve dinleyin. Özellikle dinlemek için her gün sessiz bir yerde düzenli bir zaman ayırdığınızdan emin olun.

İpucu Dört:
Yeni Annelerin enerji seviyelerini destekleyecek yiyecekler yemeleri gerekir. Sabahları protein aldığınızdan, bol su içtiğinizden ve paketlenmiş ve işlenmiş gıdalardan uzak durduğunuzdan emin olun. Bir fincan kahvenin size şu anda ihtiyaç duyduğunuz enerji artışını sağlayabileceğini biliyorum, ancak geçip gittiğinde daha önce yaptığınızdan daha kötü hissedebilirsiniz. Su, toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur ve bu da sizi boğabilir. Taze sebzeler ve meyveler, sindiriminizi verimli tutmanıza yardımcı olur ve size uzun günler ve gecelerle başa çıkmanız için gereken besinleri sağlar.

İpucu Beş:
Gece boyunca bebeğinizle ilgilenmek için uyandıktan hemen sonra tekrar uykuya dalmakta zorluk çekiyorsanız, o zaman parlak ışıklara bakmaktan veya kalktığınızda televizyon izlemekten kaçınmalısınız. Birçok yeni anne, mümkünse beşiği veya beşiği yatağınızın yanına koymanızı tavsiye eder. Bu, gecenin yarısı yaygara için bebek odasına uzun yolculukların azalmasına yardımcı olur. Ayrıca, çok fazla hareket etmek zorunda kalmadan uykuya geri dönmenin daha kolay olduğunu göreceksiniz.
Yaşam Boyu Zinde Kalmak İçin Egzersizin Önemi

Hızlı tempolu, git al, yaşadığımız meşgul bir dünya. Bu tür “her zaman meşgulüm” yaşam tarzımızın sorunlarından biri, düzenli olarak egzersiz yapmayı unutmaya eğilimlidir. Bu genellikle şekilsiz kalmaya yol açar ve ayrıca depresyon ve strese yol açabilir.

Zinde ve sağlıklı olmamıza yardımcı olacak uzun bir faaliyetler listesine sahip olmamız iyi bir şey. Dans etmek, yüzmek, koşmak ve yürümek, kilo vermemize ve tekrar formda kalmamıza yardımcı olmak için yapılabilecek eğlenceli şeylerden bir kaçıdır.

Aynı zamanda benzer fikirlere sahip insanlarla etkileşim kurabileceğiniz, motive olabileceğiniz ve üyeliğinizle birlikte gelen bazı avantajlardan yararlanabileceğiniz bir yer olabilecek spor salonları da mevcuttur. Spor salonunuzda genellikle kullanımınız için bir buhar odası, sauna ve bir masaj terapisti bulunur. Bunlardan bazılarının kendileriyle ilişkili ek maliyetleri olabilir, bu nedenle kaydolmadan önce ilgilendiğiniz spor salonlarına göz attığınızdan emin olun.

Ne yapmaya karar verirseniz verin, günlük rutininize biraz egzersiz yapmaya başladığınızdan emin olun. İşte başlamanıza yardımcı olacak bazı fikirler.

1. Bol bol egzersiz yapın, spor salonuna katılın
Bisiklet dersleri, su aerobiği, dövüş sanatları ve farklı egzersiz programlarına katılabilirsiniz. Egzersiz rutinleri, yaşlıdan gence her tür insana ve hatta hamile kadınlara hitap eder.

2. Keyif aldığınız birkaç sporu deneyin ve bulun
Yıl boyunca tadını çıkarabileceğiniz kapalı ve açık hava sporları çeşitleri vardır. İlgilenebileceğinizi ve iyi olabileceğinizi düşündüğünüz bir şey deneyin. Bu, seçtiğiniz sporu oynamaya devam etmenize ve onunla birlikte gelen sağlık avantajlarını elde etmenize yardımcı olacaktır. Spor yapmanın ek bir yararı da daha disiplinli olmanız ve yeni bir beceri geliştirmenizdir.

3. Dans etmek hem eğlenceli hem de sağlıklıdır
Sık sık ortaya çıkan sürekli değişen dans trendleriyle, seçilecek birçok dans stili ve kaydolabileceğiniz birçok dans okulu var. Çizgi Dansından nasıl Waltz yapılacağını öğrenmeye kadar, eğlenceli ve ilginç olacağını düşündüğünüz bir şey seçin.

4. Evde Egzersiz Programları ve Ekipmanları
Evde Egzersiz videoları hemen hemen her yerde bulunabilir. Ayrıca bugün evde sağlıklı olmamıza yardımcı olacak çok sayıda Koşu Bandı, Eliptik Eğitmen ve bisiklet var.

5. Ne yersen osun
Doğru beslenme aynı zamanda "Sağlıklı Olun" planının gerekli bir parçasıdır ve mevcut yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekebilir. Fast food üzerine kurulu bir hayat geçiremezsiniz, cheese burger ve patates kızartmalarınız dışında daha sağlıklı yemek seçenekleri sunan yiyecek işletmeleri bulmaya çalışın. Ne yediğinizi kontrol edin, taze sebzeleri, taze meyveleri, kuruyemişleri ve balıkları yiyin. Beyaz ekmek, patates ve diğer yüksek yağlı gıdalardan uzak durmaya çalışın.

Hiç kimse bu değişiklikleri yapmanın kolay olacağını söylemiyor, bu yüzden bir hedefe ulaştığınızda veya yaptığınız bir yaşam tarzı değişikliğinin faydalarını gördüğünüzde her zaman kendinizi ödüllendirin. Gidin ve bir masaj ya da manikür yaptırın, mumlar ve hafif bir müzikle köpük banyosu yap. Rahatlamanıza ve gevşemenize izin veren en iyi yolu bulun. Herkesin yalnızca bir vücudu vardır ve ona iyi bakıldığından emin olmalıyız.
Vücudunuza Detoks Yapmanın Önemi

Genel sağlığı ve zindeliği iyileştirmek, vücudu detoks etmek için önemli şeylerden biridir. Bu süreç yılda iki kez izlenmelidir, çoğu insan Detoksifikasyonuna her yıl baharın başında ve sonbaharın sonunda başlar.Vücudun detoksu yapıldığında, vücut kendine gelmektedir. Doğru egzersiz yapmak, dengeli beslenmek ve mevcut stres seviyenizi yönetmek, genel sağlığınızı korumanın önemli yönleridir ve detoks deneyiminizi geliştirir. Genel olarak sağlıklı ve optimal zindelik seviyelerini korumak, diyet, egzersiz programı ve stres İstenilen sonuçları elde etmek için azaltma gereklidir ve tüm Detoksifikasyon planlarının hayati bir parçasıdır.

Vücudun Detoksunun Sağlığa Avantajları
Çevresel kirleticiler, havada ve suda bulunan toksinler, ozon tabakasındaki azalma ve gıdaların modern şekilde işlenmesi nedeniyle, hepimiz hem zihinsel hem de fiziksel sonuçlarla hastalanma riskiyle karşı karşıyayız, eğer sağlıklı bir yaşam tarzı arıyorsak detoks en büyük önceliğimiz olmalıdır. Düzgün detoks için gerekli beslenmenin takibi kolaydır ve en yüksek sağlık avantajlarını korumak için istenildiği kadar tekrar edilebilir.

Detoks İçin Gıdalar
Detoksifikasyon diyetinde iken, aşağıda listelenen besinler, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi desteklediği sürece tercih edilen herhangi bir kombinasyonda kullanılır. Bulabileceğiniz en lezzetli menüyü bir araya getirmek için bu detoksifikasyon gıdaları listesinden yararlanın.
• Meyve - detoks sırasında bol miktarda taze meyve yemek çok önemlidir, elma, portakal, muz ve daha egzotik meyvelere kadar hemen her tür meyve dahil edilebilir. Yapay koruyucu veya ilave şeker içermemeleri koşuluyla% 100 gerçek meyve suları da iyidir.

• Sebzeler - aynı kural sebzelerde olduğu gibi meyvelerde de geçerlidir, detoks yaparken bol bol yiyin. Detoks için kullanılan popüler sebzeler taze soğan, havuç, şalgam, lahana, fasulye filizi, biber, mantar, mısır, pırasa, karnabahar, brokoli ve Brüksel lahanasıdır.

• Fasulye ve mercimek - Kuru fasulye ve suda konserve fasulye, vücudu detoks yapmak için mükemmeldir, ancak yağda paketlenmiş fasulyelerden kaçınılmalıdır. Barbunya fasulyesi, lima fasulyesi, barbunya, börülce ve mercimek vücudun detoksu için popüler fasulyelerdir.

• Yulaf - taze meyvelerin üzerine serpin veya yulaf lapasına koyun. Yulaf ayrıca taze meyveler veya balla zevkle zenginleştirilebilir.

• Taze balık - En sağlıklı balık türlerinden bazıları somon, uskumru ve alabalıktır, balıklar detoksifikasyon sırasında diyette önemli bir rol oynayabilir.

• Ev yapımı yoğurt – ev yapımı yoğurtta bulunan değerli besinler ve bakteriler, vücudu detoks ederken sindirim sisteminin yerleşmesine yardımcı olur.

Detoks Yaparken Hangi Yiyeceklerden Kaçının

Detoks diyetine dahil edilmesi gereken yiyecekler olduğu gibi, aşağıdaki yiyecekler listesi de ne pahasına olursa olsun dahil edilmemelidir:
• Kırmızı et, tavuk, hindi ve diğer kümes hayvanları
• Sosis, sosisli sandviç, işlenmiş öğle yemeği etleri ve ezme gibi işlenmiş et ürünleri
• Süt, krema, peynir ve diğer süt ürünleri
• Yumurta, tereyağı ve margarin
• Patates cipsi veya diğer çerezler gibi yüksek tuzlu atıştırmalıklar
• Her çeşit tuzlu fındık
• Çikolata, şeker ve diğer tatlılar
• Rafine şeker
• Reçeller ve reçeller
• Çay, kahve ve meşrubat gibi kafeinli içecekler
• Her çeşit alkol
• Tuz
• Önceden karıştırılmış perakende salata sosları

Her yıl iki kez detoks yapmak, genel sağlığın iyileşmesine neden olacak ve her gün karşılaşılan kirlilik, toksinler ve stres tehlikeleri ile ilişkili sorunları azaltacaktır. Planın anlaşılması ve uygulanması kolaydır, çok az zaman alır ve gerektiğinde tekrarlanabilir.
Üçüncü Trimester Testlerinin Listesi

Son trimester dönemi bazı ek prosedürler içerebilir. İşte bilmeniz gerekenler.

Gebelik Testi Türleri

Hamilelik: Tüm okul hayatınızın toplamından daha fazla teste gireceğinizi kim düşünebilirdi? Ancak çoğu hamile kadın gibiyseniz, üçüncü trimesterinizde ihtiyacınız olan tek test, her doğum öncesi ziyarette yapılan rutin taramalardır: idrar testi, kan basıncı kontrolü, rahminizin ölçümü ve bebeğinizin kontrolü kalp atışı.

Ayrıca doğum sırasında çocuğunuza geçebileceğiniz bir bakteri olan B grubu streptococcus için de test edileceksiniz. Bakteri taşıyorsanız (kadınların yüzde 30 kadarı taşıyor), doğum sırasında bebeğinizin hastalanmasını önlemek için antibiyotik alırsınız. Doktorunuz ayrıca doğum hazırlığı sırasında rahim ağzınızın değişmeye başlayıp başlamadığını görmek için size bir pelvik muayene yapabilir.

Peki, son üç aylık dönemde başka hangi testleri bekleyebilirsiniz? Neyse ki çoğu hamile kadının çok azına ihtiyacı vardır. Bununla birlikte, diyabet veya yüksek tansiyon gibi kronik bir sağlık durumunuz varsa veya birden fazla sorun taşıyorsanız, doğum planlanan tarihi geçmişse veya bebeğiniz çok yavaş büyüyor gibi görünüyorsa, doktorunuz bazı ek prosedürler uygulayabilir. Bu koşullar bazen bir bebeğin sağlığını ve refahını etkileyebilir.

İşte hamileliğin sonlarında yapılan bazı testlerin ve bunların size ve bebeğinize nasıl yardımcı olabileceğinin bir özeti.

Tekme Sayma Testi
Kimler yaptırır: Kronik sağlık sorunları olan veya post-term gebelik yaşayan bazı kadınlardan rutin olarak tekme sayma testi yapmaları istenebilir. Bebeğinizin hareket ettiğini hissetmiyorsanız, sağlık uzmanınız da bu testi önerebilir.

Nedir: Doktorunuz sizden yanınıza yatmanızı ve bebeğinizin 10 kez hareket etmesinin ne kadar sürdüğünü kaydetmenizi isteyecektir. Ortalama olarak 10 dakika ile iki saat arasında sürebilir.
Sonuçlar ne anlama geliyor: İki saatin sürmeden gelen on vuruş, sağlıklı bir bebeğin işaretidir. Vuruş sayısı 2 saat geçtikten sonra 10'un altındaysa veya testi her yaptığınızda azalmaya devam ederse, doktorunuz bazı ek prosedürler önerebilir. Tekme sayımı için en iyi zaman, yemekten hemen sonradır çünkü bu, bebeğin muhtemelen en aktif olduğu zamandır.

Non Stress Testi (NST)
Kimler yaptırır: Birden fazla bebek taşıyan veya yüksek tansiyon veya şeker hastalığı gibi kronik sağlık sorunları olan kadınlar. Kronik bir rahatsızlığınız varsa, 32 ila 34. gebelik haftalarından itibaren haftada bir veya iki kez test edilebilirsiniz; Durumunuz kontrol altında değilse, doktorunuz 26-28 hafta kadar erken bir zamanda stressiz bir test önerebilir.

Nedir: Bebeğinizin hareket ederken kalp atış hızını kaydetmek için karnınıza bir elektronik monitör bağlanır. Stressiz testler genellikle 20 ila 40 dakika sürer.

Sonuçlar ne anlama geliyor? Bebeğinizin kalp atış hızı hareket ettikçe artmıyorsa, yeterince oksijen almıyor olabilir veya başka sorunları olabilir. Ancak, anormal bir test sonucu otomatik olarak bebeğinizin başının dertte olduğu anlamına gelmez; uyuyor olabilir. Bazı doktorlar, karnınıza vızıltı sesi çıkaran bir cihaz yerleştirerek bebeği uyandırmaya çalışabilir. Test sonuçlarınız anormal olmaya devam ederse, doktorunuz muhtemelen ek testler önerecektir.
Ultrasonlar Hakkında Her Şey

Ultrason nedir?
Hamileyseniz, muhtemelen bir noktada ultrasonunuz olacak. Ultrasonların ne olduğunu, neden gerekli olduklarını ve nasıl hissettiklerini öğrenmek için okumaya devam edin.
Ultrasonlar, doktorların iç fetal ve maternal yapıları görmesine yardımcı olan ses dalgası resimleridir. Ultrason probu, annenin karnını veya vajinasını tarar. Dönüştürücü, geri yankılanan ve bir video ekranında resme dönüştürülen yüksek frekanslı ses dalgalarını iletir. Bu resim rahim içindeki cenini göstermektedir. Çoğu zaman, ebeveynlere saklamaları için ultrasonun bir çıktısı verilir.

Altı haftalık gebelikte bebeğin kalp atışını görmek mümkündür. Birçok anne-baba için, 20 hafta sonra verilen bir ultrasonun bazen bebeğin cinsiyetini belirleyebilmesi ek bir avantajdır. Ancak bazı durumlarda bebeğin cinsel organını görmek mümkün değildir ve ebeveynler tahmin yürütmeye devam eder.

Ultrasonlar genellikle aşağıdaki nedenlerle istenir:

Bebeğin doğum tarihini belirlemek için: Hamileliğin erken döneminde ultrason, gereksiz müdahaleleri önleyerek hamileliğin doğru bir şekilde tarihlendirilmesine yardımcı olur. Gebeliklerin yaklaşık yüzde 30'unda doğum tarihi net olarak belirlenemiyor. Bu amaçla olarak, 20 haftadan önce ultrason taraması yapılmalıdır; genellikle 12 ila 16 hafta arasında planlanır.
Fetal anormallikleri tanımlamak için: Doktorun bebeğin gelişmekte olan vücudunu ayrıntılı olarak görmesine izin verdiği için, fetal anormalliklerin saptanmasında ultrason anahtarıdır. Anatomi taraması genellikle 18 ila 22. haftada yapılır.

Bebeğin pozisyonunu ve büyüklüğünü belirlemek için: Gebeliğin sonuna doğru, bir ultrason ile doktor bir bebeği makat pozisyonda görebilir ve bebeğin annenin pelvik boşluğuna sığamayacak kadar büyük olup olmadığını belirleyebilir.

Çoğul gebelikleri tespit etmek için: Taramalar, çoğul gebeliklerin doğrulanmasına ve bebeklerin büyümesi ve sağlığının değerlendirilmesine yardımcı olur.

Koryonik villus örneklemesi veya amniyosentez yapmak veya göbek kordonundan kan örneği almak için: Bir ultrason, doktorun kateter veya iğne yerleştirmek için en güvenli yeri belirlemesine izin vererek belirli genetik test prosedürlerinin korunmasına yardımcı olur.
Kanama veya ağrı gibi gebelik komplikasyonlarını değerlendirmek için: Ultrason, doktorun kanamanın kaynağını görmesine ve plasenta previa gibi olası komplikasyonları belirlemesine yardımcı olur.

Ne Hazırlık Gerekiyor?

Randevunuzu aldıktan sonra, doktorunuz size ne yapmanız gerektiğini anlatan bir kağıt verecektir. Genellikle 14 haftadan daha az hamile olan kadınlardan mesanelerini tamamen doldurmaları istenecektir. Ses dalgaları sıvı içinde daha iyi hareket eder, bu nedenle dolu bir mesane, erken hamilelikte ultrasonun kalitesini artırır. Bir kadının hamileliği ilerledikçe, dolu bir mesane o kadar gerekli değildir çünkü rahim ve fetüs çok büyüktür. Ancak o zaman bile, bazı doktorlar hastalarından mesane dolu bir mesane ile gelmelerini ister çünkü ses dalgalarının iletimi mesanedeki sıvı ile daha iyidir.

Vajinal problar gebeliğin erken döneminde (12 hafta ve daha erken) kullanılır çünkü ses dalgaları kemikten geçmez. Fetüs, hamileliğin erken döneminde annenin pelvisinin derinliklerinde bulunur.

Nasıl hissettiriyor?

Süreç acı verici değil. Karın ultrasonunuz olduğunda, doktor, cihazın cilt üzerinden pürüzsüz bir şekilde geçmesine yardımcı olmak ve ses dalgalarının iletimini iyileştirmek için karnınızın derisine berrak bir jel sürecektir. Bazı doktorlar jeli ısıtır. Aksi takdirde cildinizdeki soğuk jelden soğuk bir his alabilirsiniz. Doktor, dönüştürücü cihazı karnınız boyunca hareket ettirirken genellikle biraz baskı uygular. Dönüştürücü, bebeğin içindeki bir resmi oluşturan ses dalgalarını iletir. Gıdıklanıyorsanız, bu prosedür sırasında kendinize meydan okuyabilirsiniz. Derin bir nefes alın ve rahatlamaya çalışın!

Lateks kılıfla (prezervatif gibi) kaplı çubuk şeklindeki bir sonda ile vajinal ultrason yapılır. Doktor biraz kayganlaştırıcı uygulayacak ve ultrasonu vajinanıza nazikçe yerleştirecektir. Cihazı ultrason ekranında ihtiyaç duyduğu resmi oluşturmak için hareket ettirecektir. Prosedür acıtmaz, ancak tıpkı bir pelvik muayeneyi rahatsız edici bulduğunuz gibi rahatsız edici bulabilirsiniz. Yine, rahatlama ve odaklanma anahtardır. Ve doktorunuza, onu durdurması ve nefes almanız için bir dakika vermesi gerekip gerekmediğini söylemekten korkmayın.

Bir ultrason yaptırmanın en iyi yanlarından biri, aslında bebeğinizi sizin içinizdeyken görmektir. Birçok kadın için bu, besledikleri hayata daha da bağlı hissettikleri bir dönüm noktasıdır.
Tubal Gebelikle İlgili Fiziksel ve Duygusal Kaygılar

Hamileliğin meydana gelme şansı, bir kadının yumurtladığı ve cinsel ilişkiye girdiği zamanlardır. Özellikle yumurtlama, kadının yumurtalığından bir yumurtanın salınmasıdır. Bu yumurta daha sonra kadının fallop tüpünden uterusa doğru hareket eder.

Yumurta erkek spermi tarafından döllenmemiş ise döllenmemiş yumurta vajina yoluyla rahimden serbest bırakılır. Bu süreç adet olarak bilinir. Ancak yumurta erkek sperm tarafından döllenirse, döllenmiş yumurta kendini rahmin iç kısmına bağlar. Bu süreç normal bir hamileliğin parçası olabilir.

Ne yazık ki, hamileliğin meydana geldiği, ancak normal bir şekilde olmadığı durumlar vardır. Bazen döllenmiş bir yumurta kendini kadının vücudunun diğer kısımlarına yapışabilir. Bu gebelik ektopik gebelik olarak bilinir ve döllenmiş yumurtanın kendisini bir kadının karnına veya fallop tüpüne yapmasını içerebilir. Ektopik, kelimenin tam anlamıyla yersiz demektir.
En yaygın dış gebelik türü, yumurtanın fallop tüpünün içine yapışmasıdır. Bu tür hamilelik genellikle tubal gebelik olarak adlandırılır.

Tubal Gebelik Nedir

Tubal gebelik, döllenmiş yumurtanın kendisini fallop tüplerinden birinin iç duvarına bağladığı bir gebelik olarak tanımlanır. Bu en yaygın ektopik gebelik türü, açıkça normal değildir. Ek olarak, fetüsün rahim dışında gelişmesine izin verilirse, hamile kadının sağlığı risk altında olacaktır. Ne yazık ki tubal gebelik nadiren bebeğin doğumuyla sonuçlanır.

Nedenleri

Bir kadının tubal gebelik yaşaması için bilinen hiçbir neden yoktur. Bununla birlikte, tecrübe edilmesi halinde kadının tubal gebelik geçirme riskini artıran bazı faktörler vardır.
Bu faktörlerden biri, kadının fallop tüplerinde bir iltihaplanma yaşamış olmasıdır. Bu iltihap, Pelvik İltihaplı Hastalık olarak bilinir ve cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Ek olarak, bir kadın daha önce tubal gebelik geçirmişse, başka bir tubal gebelik geçirme riski artar.

Tubal gebeliği hızlandırabilecek diğer tıbbi prosedürler, daha önce yapılmış olan karın ameliyatlarını içerir. Bu ameliyatlar sezaryen, miyomların alınması, apendektomi veya fallop tüplerinde yapılan herhangi bir önceki ameliyatı içerebilir.

Duygular

Bir kadın tubal gebelik nedeniyle hamileliğinin sona erdiğini yaşadığında, sağlık personeli tarafından fiziksel iyiliği ile ilgili ifade edilen sağlık sorunları vardır. Bununla birlikte, bir kadının duygusal olarak yaşadığı olası zararın da ele alınması gerekir.
Bu nedenle, bir kadın tubal gebelik yaşadığında, bir kadına kaybını ifade etmesi için bir destek verilmesi önemlidir. Bu süreç, bir destek grubu ortamında veya aile ve arkadaşlar arasında gerçekleştirilebilir. Kaybına ilişkin üzüntüsünü içtenlikle ifade edebilmek de tüm iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır.
Temiz Su Bir Çocuğun Gelişimi İçin Çok Önemlidir

Sadece daha küçük olmanın dışında, çocukların vücutları bir yetişkininkinden gerçekten oldukça farklıdır.

Yetişkinleri hastalıklardan korumaya yardımcı olan önemli savunma sistemlerinin çoğu çocuklarda tam olarak geliştirilmediği için - kanserojenlere - kurşun ve su kaynaklı parazitlere yetişkinlere göre çok daha duyarlıdırlar. Tıpkı ilaçların ve diğer kimyasal bileşiklerin çocukları yetişkinlerden farklı şekilde etkilemesi gibi, hava-içme suyumuzdaki ve yiyeceklerimizdeki kirleticiler de etkilidir.

Ne yazık ki havadaki toksinler konusunda yapabileceğimiz çok az şey var ve tüm organik yiyecekleri elde etmek zor olabilir. Bu da sadece suyun önemini saflığını, daha da önemli hale getirir. Su, vücudun bu toksinleri atmanın tek yoludur ve su ne kadar safsa bu zararlı bileşikleri vücuttan toplama ve temizleme kapasitesi o kadar yüksek olur. Temiz olan su, bir çocuğun savunmasının güçlenmesine ve daha iyi performans göstermesine yardımcı olur; kırılgan gelişen yıllarda ihtiyaç duydukları korumayı onlara verir.

Suyun Çocuklarda Bağışıklık Sistemine Faydası
Bir çocuğun bağışıklık ve detoksifikasyon sistemleri hala ergenlik çağının ilk yıllarında gelişmektedir. Çocukluk yıllarında içme suyunda çok miktarda klor, toksik kimyasallar ve kurşuna maruz kalmak, sonraki yıllarda hastalık risklerinin artması ve öğrenme bozuklukları ile ilişkilendirilmiştir. Yakın tarihli bir çalışma, daha yüksek kan kurşun seviyelerine sahip çocukların, düşük kan kurşun seviyeleri olan çocuklardan önemli ölçüde daha yüksek sorunlu davranış oranına sahip olduğunu göstermiştir. Bu çalışma, çocukluk yıllarında kurşuna aşırı maruz kalmanın dünyadaki çocuk suçluluğunun yaygınlığı üzerinde yaygın bir etkiye sahip olabileceği inancını desteklemektedir.

Klor ‚kurşun‚ herbisitler ‚pestisitler ve diğer birçok kirletici madde gibi kimyasalların bir karışımı, su kaynaklarımızda‚ ve birçok şişelenmiş suda yaygın olarak bulunur. Su kaynaklı kimyasalların bu eser seviyelerinin insanlar ve özellikle küçük çocuklar üzerinde olumsuz sağlık etkileri olduğu belgelenmiştir.

Ne yazık ki, bu toksinlerin ne kadar ve hangi seviyelerde içme suyumuzda bulunmasına izin verildiğini belirleyen sağlık standartları, yetişkinler üzerindeki potansiyel etkilere dayanmaktadır. Bu "Maksimum Kirletici Düzeyleri" aynı zamanda bir seferde yalnızca bir kimyasala maruz kaldığımız yönündeki yanlış varsayıma da dayanmaktadır. Musluk suyunda genellikle birkaç düzine farklı toksik kimyasalın izlerini buluruz.

Çocukluk Döneminde Temiz Suyun Hastalıklar Üzerindeki Etkisi
Çocukluk çağındaki Astım ‚Kanser‚ Lösemi ve bağışıklık bozuklukları son on yılda artış göstermiştir. Pek çok uzman ve araştırma, bunun kısmen çocukların çevresel toksinlere maruz kalması ve detoks yapma yeteneklerinin azalmasından kaynaklandığını öne sürüyor. Temiz su çocuğun bağışıklık sistemini geliştirmesinde ve vücudunun toksinlerden kurtulma yeteneğinde önemli bir rol oynar.

Bir çocuk, vücut ağırlığının kilogramı başına bir yetişkine göre 3 kat daha fazla su tüketir ‚böylece sularında daha fazla kimyasal madde alırlar‚ ve gelişmekte olan vücutları, sert etkilere karşı çok daha duyarlıdır.

Temiz ve sağlıklı su alımının artması, çocuklarımız için sağlığı geliştirmeye yardımcı olmanın en kolay ve en iyi yollarından biridir.

Çocukluk çağı astımı ve diğer birçok hastalık, bir çocuğun klor ve diğer kimyasallara içme ve musluk suyu ile duş alma yoluyla maruz kalma düzeyiyle doğrudan bağlantılıdır.
Stres Yok Et - Stresi Azaltarak Sağlığınızı İyileştirmek İçin Basit İpuçları

Stres, okulda veya işte bir sunumdan hemen önce kalbinizin çarpması ve ellerinizin terlemesidir. Stres, uzun süreli aşırı çalışma ve uykusuzluktan sonra hissettiğiniz duygusal yorgunluktur. Herkes hayatının bir noktasında kendini stresli hisseder. Aslında stres faydalı olabilir. Bizi hedefler belirlememiz ve onlara ulaşmamız için motive edebilir ve üretkenliğimizi artırabilir. Ancak stresin olumlu etkileri belli bir noktadan sonra durur. Stres ve performans arasındaki ilişki, Yerkes-Dodson Yasası olarak bilinen, ters U şeklinde bir eğridir. Yasa, stres artmaya devam ettikçe performans kötüleşmeye başladığında, stres seviyesi bir noktaya (eğrinin tepesine) ulaşana kadar arttığında performansın arttığını öne sürüyor. Aşırı miktarda stres, dikkati ve hafızayı bozar, dolayısıyla daha az üretken olmanızı sağlar.

Stres, fizyolojik tepkilerin bir takım yıldızından oluşur. Stresli bir durumla karşılaştığınızda kaslarınız gerilir, nefes alıp vermeniz ağırlaşır, kalp daha hızlı atar, kan damarları genişler ve adrenalin, norepinefrin ve kortizol gibi hormonlar salınır. Vücudunuz savaş ya da uçuş moduna geçer. Kronik stres, vücudunuzun sürekli olarak bu durumda kalmasına neden olur ve bu da olumsuz sağlık sonuçlarını ortaya çıkartabilir.

Kronik stresin sağlığınızı olumsuz etkilemesinin bir çok yolu vardır. Baş ağrısı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, obezite, diyabet ve felç gibi fiziksel durumlarla ilişkilidir. Depresyon, anksiyete bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu gibi akıl hastalıkları ile ilgilidir. Ayrıca, yetersiz veya fazla yemek, madde kullanımı ve sosyal geri çekilme gibi sağlıksız davranışları da teşvik edebilir. Ayrıca araştırmalar, kronik stresin beyin yapınızda ve işlevinizde uzun vadeli hasara neden olabileceğini göstermiştir.

Bu nedenle stresi azaltmak, uzun vadeli sağlığınızı iyileştirmek için önemlidir. İşte stresi azaltmanın bazı yolları.
• Stresli tetikleyicileri belirleyin. Gün içindeki stres seviyenizi ve aktivitelerinizi kaydederek hangi durumların strese girmenize neden olduğunu öğrenin. Tüm taahhütlerinizi ve sorumluluklarınızı yazın. Gerekli olmayan bazı görevleri yeniden önceliklendirmeniz veya ortadan kaldırmanız gerekebilir.

• Stresli durumlar hakkında düşünme şeklinizi değiştirin. Ölüm, boşanma, evlenme, işini kaybetme, yeni bir işe başlama, taşınma, kronik hastalık veya yaralanma ve kişilerarası çatışmalar gibi çoğu insanın stresli hissetmesine neden olan bazı yaygın olaylar vardır. Ancak aynı strese maruz kaldığında, farklı insanlar farklı tepki verir. Bu fark kişinin stres etkeni değerlendirmesinden kaynaklanmaktadır. Kişilikler değerlendirmeye katkıda bulunabilir, ancak bir stres faktörünü bir problem yerine bir meydan okuma olarak düşünmeyi tercih edebilir. Tabii ki bunu söylemek yapmaktan daha kolay. Durumları daha yapıcı bir şekilde değerlendirmeyi öğrenmek için sürekli uygulama gerekebilir. Bu sadece olumlu düşünmek değildir; en yararlı şekilde düşünmektir.


• Güçlü ilişkiler kurun. Güçlü sosyal destek size stres için bir tampon sağlayabilir. Aileler ve arkadaşlar sorunlarınızı dinleyebilir ve size destek ve tavsiye sağlayabilir, böylece hissettiğiniz hayal kırıklığının bir kısmını hafifletebilir. Sosyal destek, duygusal ağrı sırasında ateşlenen beyin devrelerini yavaşlatabilir (fiziksel ağrıda olduğu gibi).

• Daha fazla uyu. Stres ve uykusuzluk arasındaki ilişki çift yönlüdür. Stres geceleri sizi ayakta tutabilir ve uykusuzluk genel stres seviyenize katkıda bulunabilir. Döngüyü kırmak için, kafein alımını azaltmak, düzenli bir uyku programı geliştirmek, beyninizi gündüz olduğunu düşündüren ekranları ortadan kaldırmak (TV, telefon ve bilgisayar gibi) ve gün boyunca şekerlemelerden kaçınmak gibi iyi bir uyku hijyeni uygulayın.


• Düzenli egzersiz. Düzenli ılımlı egzersiz, stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olabilir. Genel fiziksel ve zihinsel sağlığınız için faydalıdır.

• Vücudunuzu ve zihninizi gevşetin. Kendiniz için yapabileceğiniz birçok rahatlama tekniği var. Bunlar derin nefes alma, aşamalı kas gevşemesi, farkındalık meditasyonu ve imgelemeyi içerir. Bu egzersizler zihninizi boşaltmanıza, kalp atış hızınızı yavaşlatmanıza ve kas gerginliğini azaltmanıza yardımcı olur. Aşağıda, bu rahatlama tekniklerini uygulamanıza yardımcı olacak bazı ücretsiz çevrimiçi kaynaklar bulunmaktadır.


• Yardım almak. Hala bunalmış hissettiğinizde, bir psikoloğa veya diğer akıl sağlığı sağlayıcılarına danışın. Profesyonel yardım almak için ciddi bir zihinsel sağlık durumuna ihtiyacınız yoktur. Etkili başa çıkma stratejileri geliştirmenize yardımcı olabilirler.
Sizi Şişmanlatan 7 Diyet Efsanesi

Efsane 1: Tüm karbonhidratları sınırlayın
Gerçek: Karbonhidrat açısından zengin yiyeceklerin çoğu, kabızlık, ishal ve hazımsızlık semptomları gibi karın sorunlarını önlemeye yardımcı olan liflerle doludur. Çözünür lif ayrıca kolesterol ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Önemli olan kahverengi pirinç, arpa, kinoa, yüksek lifli tahıllar ve tam buğdaylı makarna gibi tam tahıllı karbonhidratlara bağlı kalmaktır. Diyetisyenler günde altı ila yedi porsiyon tahıl ürünü önermektedir. Kilo verme hedeflerinizi doğru yolda tutmak için etiketlere ("kepekli tahıllar" içerik listesi en üst sıralarda yer almalıdır) ve porsiyon boyutlarına dikkat edin. Bir porsiyon pide, bir dilim ekmek, yarım fincan pişmiş pilavın yarısına eşittir.

Efsane 2: Güzel bir kahvaltı her şeyden önemlidir
Gerçek: Sabah büyük bir öğün yemek gerekli değildir. Temel olan şey, sağlıklı beslenme düzenini harekete geçirmek için uyandıktan sonra bir veya iki saat içinde ideal olarak protein, kompleks karbonhidrat ve meyve karışımı bir şeyler yemektir. Atıştırmalık büyüklüğündeki öğünlerin sindirimi daha kolaydır ve açlığınızı kontrol altında tutmanızı sağlar, bu da tüm gün sağlıklı seçimler yapma şansınızın daha yüksek olduğu anlamına gelir.

Efsane 3: Günde sekiz bardak su içmelisiniz
Gerçek: Diyetisyenler; vücudunuzun su ihtiyacını iyi tutmanız önemlidir, ancak yemeklerle birlikte çok fazla su sindirimi engelleyebilir ve şişkinliğe neden olabilir, diyor. Ve bu, özellikle sindirim sorunları olan insanlar için sorunlu olabilir, diyor. Su şişenizi yemekten yarım saat önce bir yere koymanızı ve bir saat sonrasına kadar içmekten kaçınmanızı öneriyorlar. İçeceksiz bir yemek hayal edemiyorsanız, sadece birkaç yudum alın.

Efsane 4: Yapay tatlandırıcılar şekerden daha iyidir
Gerçek: Diyetisyenler "Gaz, şişkinlik ve ishal genellikle sorbitol ve ksilitol gibi yapay tatlandırıcılarla bağlantılıdır" diyor. Hayvanlarda yapılan bazı araştırmalar, yapay tatlandırıcıların daha fazla kalori tüketmenize neden olabileceğini ve bu da diyetinizi daha da bozduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, tatlandırıcı dudaklarınıza dokunduğunda beyninizin midenize şekerin gelmekte olduğuna dair bir sinyal gönderdiğinden şüpheleniyorlar. Bu yüzden tatlı şeylere ihtiyacınız varsa, çaya veya kahveye bir tutam şeker koyun.

Efsane 5: Egzersiz yaparsanız, ne yediğiniz konusunda endişelenmenize gerek yok
Gerçek: Bir antrenman sırasında yaktığımız kaloriyi genellikle abartıyoruz, bu da spor salonunda ter attığımızdan daha fazla yememize neden oluyor. Koşu bandında bir saatlik yürüyüş (438 kalori) veya 30 dakikalık yürüyüş (430 kalori) harika bir kalori yakar, ancak egzersiz sonrası bir hamur işi ödülü ve özel bir kahve için favori kafenizin yanında sallanıyorsanız, siz Muhtemelen yaktığınızdan daha fazlasını alıyorsunuz. Egzersizinizden önce veya sonra bir atıştırmaya ihtiyacınız varsa, biraz fıstık ezmeli elma gibi besleyici ve diyet dostu bir şey tercih edin. fındık, kuru meyve ve sade yoğurt veya az yağlı çikolatalı süt ile ev yapımı iz karışımı.

Efsane 6: Salatalar, zayıflama için en ideal öğle yemeğidir
Gerçek: Büyük bir salata, doğru yapılırsa, düşük kalorili harika bir seçenek olabilir. Ancak pastırma, kruton ve kremalı sos gibi soslar, diyet dostu bir öğle yemeği gibi görünen şeyi yüksek kalorili, yüksek yağlı bir öğüne dönüştürebilir. Dahası, sebzeler bazı insanlarda ciddi şişkinliğe neden olabilir. Diyetisyenler, "Çiğ yenildiğinde bazı sebzeler (lahana, brokoli, brüksel lahanası ve karnabahar gibi) gaz üretme özelliklerine sahiptir" diye açıklıyor. Bu tür bir sindirim rahatsızlığına yatkınsanız, öğle yemeğinde salatanızı kabak, bebek ıspanak, lahana ve tatlı patates gibi buharda pişirilmiş sebzelerle değiştirin.

Efsane 7: Asla akşam 7'den sonra yemek yemeyin.
Gerçek: Korkmayın. Hava karardıktan sonra biraz bir şeyler yemek diyetinizi bozmaz, ancak bu istediğinizi yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Akşam ne kadar geç olursa, yediğiniz şeye o kadar çok dikkat etmeniz gerekir. Başka bir deyişle, biftek ve patates kızartması gibi şeyler yememelisiniz. Bu nedenle, yoğun bir program genellikle gece geç saatlere kadar akşam yemeğine oturmadığınız anlamına geliyorsa, hafif bir şey yediğinizden emin olun. Küçük bir omlet, bir parça kızarmış ekmek veya bir bardak çorba ve buharda pişirilmiş veya sotelenmiş sebzeler, hassas sindirim sisteminizi bozmadan kahvaltıya kadar açlığınızı gidermek için fazlasıyla yeterli olacaktır
Sağlıklı Bir Diyabet Diyeti Var mı?

Şeker hastalığınız varsa, sağlıklı ve güvenli bir yemek planı bulmak zor olabilir. Diyabet, vücudunuzun kan şekeri seviyenizi koruma yeteneğini etkiler, bu da belirli türden yiyecekleri yemenin sizi zayıf hissettirmesine neden olabileceği anlamına gelir. Ancak, bu sonucu önlemenin birçok yolu vardır.

Diyabetler için özel bir diyet yok. Diyabet, tek bir istikrarlı beslenme düzeni benimsemenin mümkün olması için çok düzensiz ve öngörülemez bir durumdur. Ancak bunun kötü bir şey olması gerekmez. Aslında şeker hastalarının kan şekerini kontrol altına almaları için yemeleri önerilen besinler şeker hastaları olmayanlar için de sağlıklı seçeneklerdir.

Ve bir şeker hastası olarak, herkesle aynı sağlıklı yiyecekleri yiyebildiğiniz için, yemek saatlerinde kendinizi izole hissetmek zorunda değilsiniz. Tüm aile, kan şekeri seviyeleri konusunda endişelenmeden aynı harika yiyeceklerin tadını çıkarabilir. Bir şeker hastasının akılda tutması gereken tek şey miktar. Çok fazla veya çok az yemek yemek kan şekeri dengesizliğine neden olabilir, bu nedenle yemek saatlerinde bu konuda dikkatli olmak önemlidir. Karbonhidratlar özellikle kandaki glikoz seviyelerini yükseltebilir, bu da diyabetiklerin karbonhidrat alımının (yağlardan veya proteinlerden daha fazla) dikkatle izlenmesi gerektiği anlamına gelir.

Bir şeker hastasının düzenli olarak takip etmesi gereken en önemli üç şey kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol seviyeleridir. Kan şekerini düzenli olarak kontrol etmek önemlidir, ancak bir süre boyunca kan şekerini takip etmek de önemlidir. Hemoglobin A1c testi, son 3 ayın ortalama kan şekeri seviyesini ölçebilir. Bu test, kişinin genel sağlığını kontrol etmenin bir yolu olarak yapılmalıdır.

Şeker hastaları ayrıca aşırı alkol almaları konusunda uyarılır. Alkol kişinin kan şekerini ciddi şekilde etkileyebilir, bu nedenle alkolü yalnızca kan şekeri seviyeleri çok iyi kontrol edildiğinde tüketmek önemlidir. Şeker hastalığınız varsa, alkol içmenin kabul edilebilir olup olmadığını öğrenmek için doktorunuza danışmanız en iyisidir.

Herkes gibi, şeker hastalarının sağlıklı kalabilmeleri için her gün doğru beslenmeleri şarttır. Ancak bir şeker hastası için durum daha da fazladır. Kişinin kan şekeri seviyesi ne yediğine çok bağlı olduğundan, doğru beslenmeyi ihmal etmek son derece riskli veya ölümcül olabilir. Her zaman porsiyon boyutlarını takip edin ve uygun oranlarda yiyecekler yiyin. Ara sıra ara vermek ve daha şekerli yiyecekler tüketmek sorun değil, ancak bu nadiren ve sadece uygun önlemler alındığında yapılmalıdır.

Sağlıklı kan şekeri seviyelerini korumak için, şeker hastalarının sağlıklı besinler seçmesi, düzenli egzersiz yapması ve bir sağlık uzmanının önerdiği ilaçları alması gerekir. Bunu yapmak, ciddi sağlık risklerinin oluşmasını önleyebilir ve kan şekeri seviyelerinin çok düşük veya çok yükseğe çıkmasını sınırlayabilir. Kan şekerini kontrol altında tutmak için hangi belirli yiyeceklerin en iyisi olduğuna dair daha fazla öneri için bir diyetisyene danışın.
Sağlıklı Beslenmek İçin Basit İpuçları

Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürmeyi düşünmek zor olabilir, ancak uzun vadede sağlıklı bir diyet yemek, en uygun olanı yapmaktan ve daha sonra acı çekmekten daha iyidir. Sağlıklı olmayan yiyecekler yemek genellikle fazla kilolu olmakla, daha zayıf bir bağışıklık sistemine sahip olmakla, daha sık hastalanmakla ve bir dizi başka olumsuz etkiyle hayatı daha da zorlaştırmakla sonuçlanır. Bütün bunlar göz önüne alındığında, kötü beslenmeden kaynaklanan sorunların üstesinden gelmekten daha sağlıklı bir diyet sürdürmek daha mantıklı.

Sürekli hareket halinde olanlar için bile sağlıklı beslenmenin boş bir hayal olması gerekmez.
Basit bir öneri: su hafife alınmamalı veya unutulmamalıdır. Yiyecekler kadar içecekler de beslenme diyetinin bir parçasıdır. Bol su içmek metabolizmayı hızlandırır, vücuttaki toksinleri atar, cildi güzelleştirir, sindirim ve kasların iyileşmesine yardımcı olur. Dişler için su, şekerli içeceklerden daha iyidir, bu nedenle daha fazla su içerek daha sağlıklı olma sürecini başlatmak için. Yeşil çayın metabolizmayı hızlandırdığı da bilinmektedir ve özellikle sık tüketildiğinde sağlık açısından pek çok faydası vardır.

Daha sonra içinde lif bulunan yiyecekleri tüketmeye çalışın. Spesifik olarak meyveler, salatalar ve yeşil sebzeler gereksiz yağlardan uzak durmada çok faydalı olabilir. Salatalar, et veya besi sosu olmasa bile doyurucu yemekler olabilir. Yağsız et miktarı da azaltılabilir, yüksek yağ içerikli sığır ve domuz eti bir arada bırakılmalıdır. Vücudun proteine ihtiyacı vardır, ancak bu etin her gün ve kesinlikle her öğünde yenilmesi gerektiği anlamına gelmez. Hindi, tavuk ve dana eti gibi yağsız etler, sığır eti veya domuz eti gibi kırmızı etlere göre daha sağlıklıdır ve sindirimi daha kolaydır.

Tam tahıllar vücut tarafından hızlı ve kolay bir şekilde işlenebilir ve kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur. Sadece bu da değil, onları birçok farklı konuya sokmak mümkün. Tam tahıllı ekmek, kahverengi veya beyaz pirinç, belirli tahıllar, makarnalar ve cipslerin tümü tam tahıl içerir. Diyetin en büyük kısmı değilse de tam tahılların büyük bir bölümünü yapmak, sağlıksız yiyecekleri azaltmanın bir yoludur (tahıllar çok doyurucu olma eğilimindedir).

Karbonhidratların vücut için kötü olduğu ve şişmanlatıcı olduğu yaygın bir efsanedir. Bir kişinin karbonhidratı azaltarak kilo verebileceği doğru olsa da, bu mutlaka sağlıklı değildir. Karbonhidratlar beynin çalışması için gereklidir ve karbonhidratlar normalde en iyi enerji kaynağı olarak kabul edilir.

Sağlıklı bir beslenmeyi sürdürmek için, mikrodalgada "sağlıklı" veya "yağsız" denilen yemekleri tercih etmektense, kendiniz için yaptığınız yiyecekleri pişirmek ve tadını çıkarmak daha akıllıca olabilir. Karbonhidrat ve kalori bakımından düşük olsalar da, bu hızlı çözümler yine de koruyucular ve sağlıksız sıvı ve katı yağlar içerecektir. Ayrıca, daha yavaş yemek yemenin ve yemeğin tadını çıkarmanın, acele yemek yemekten daha sağlıklı olduğu da bulunmuştur, çünkü sizi tok hissettiren hormonların devreye girmesi biraz zaman alır. Hızlı, tek seferlik diyetlerin aslında sizin için iyi olmadığını hatırlamak önemlidir. vücut ancak yukarıda listelenen ipuçları da dahil olmak üzere genel olarak daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları sizi mutlu ve sağlıklı tutabilir ve uzun bir yaşam sürebilir.
Sağlıklı beslenmenin arkasındaki temel ilke

Sağlıklı bir beslenmenin arkasındaki temel ilke, beslenme alışkanlığınızda her çeşit yiyeceğe sahip olmaktır. Farklı yiyecek çeşitleri farklı besin katkıları oluşturduğundan sağlıklı bir yaşam için önemlidir. Sağlıklı bir beslenme sebzeler, meyveler, tahıllar ve baklagiller içermelidir. Karbonhidratlar, vitaminler, mineraller ve lif bakımından zengin yiyecekler ve yağ oranı düşük, kolesterolsüz yiyecekler zinde ve sağlıklı kalmanıza yardımcı olur. Sağlıklı ve çeşitli gıdalardan oluşan dengeli bir diyet, sağlığı geliştirmenin anahtarıdır.

Kalori alımı ve kalori harcaması arasında bir denge sağlayabilmelisiniz. Vücudunuzun kullanabileceğinden fazlasını yemeyin, yoksa kilo alırsınız.

Dengeli bir beslenme uygulamak, en sevdiğiniz yiyeceklerden vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Besin maddeleri, mineraller, vitaminler ve lif bakımından zengin, dengeli bir diyet uyguluyorsanız, en sevdiğiniz yiyecekleri ara sıra tüketmekte yanlış bir şey yoktur. Bu tür yiyeceklerin tüketimini sınırlandırmaya ve az miktarda yemeye çalışın. Sağlıklı bir diyetin hoş olmayan ve tatsız yiyecekler içermesine gerek yoktur.

Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı geliştirirken aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:

• Lif bakımından zengin yiyecekler, özellikle sebzeler, meyveler, bakliyat ve tam tahıllar yiyin. Bunlar oldukça besleyicidir ve nispeten düşük kalorilidir. Bu gıda maddeleri, her gün ihtiyaç duyduğunuz diyet lifi ihtiyacını karşılar. Bu tür yiyecekler ayrıca önemli mineraller, vitaminler ve fitokimyasallar sağlar.
• Yeşil yapraklı sebzeler ve brokoli, ıspanak, kavun, havuç, portakal, üzüm vb. Turunçgillerin bu yiyeceklerde bulunan antioksidanlar kanser ve diğer hastalıklardan korunmanıza yardımcı olup olmadığından emin olun.
• Yağ bakımından zengin tatlılar ve diğer şekerli ürünlerin tüketimini sınırlayın.
• Kandaki kolesterol seviyelerini yükselten doymuş yağ oranı yüksek olduğu için hayvansal yağ tüketiminden kaçının veya sınırlayın.
• İşlenmiş gıdaların çoğunda kullanılan hidrojene bitkisel yağlar bakımından yüksek olan trans yağlı yiyeceklerin tüketiminden kaçının.
• Sağlıklı doymamış yağlar açısından zengin oldukları için diyetinize daha fazla fındık ve balık ekleyin.
• Çok çeşitli yiyecekler yiyin. O zaman sadece siz farklı türde besinler alacaksınız. Dahası, belirli bir gıdada bulunabilecek toksik maddelere maruz kalmanızı sınırlayacaktır.

Takviye Almaktan Kaçının
Takviyelere bağlı kalmayın. Vitamin ve minerallerinizi gıdalardan almaya çalışın. Takviyeler size sağlıklı bir diyet sağlayamaz.

Kalsiyum ve Demir Zengin Gıdalar Tüketin
Kalsiyum ve demir açısından zengin besinler, güçlü kemik ve dişlerin oluşumuna yardımcı olur.


Alkol İçmek
Alkol tüketiminden kaçının veya sınırlayın. Erkekler için ortalama içecek günde iki bardaktır ve kadınlar için standart bir bardaktan daha azdır.

Olabildiğince Çok Su İçin
Su içmek vücuttan atıkları atmaya yardımcı olur ve vücudunuzun metabolizma hızını artırır. Dahası vücudunuzdaki fazla kaloriyi yakmanıza yardımcı olur.

Kahvaltınızı Atlamayın
Kahvaltınızı atlamak genellikle özellikle çocuklarda vücudunuzdaki beslenme düzeyini düşürür.
Fazla Su İçmek İçin 8 Harika Neden

Uygun su seviyesini koruduğunuzda, gününüzü güzel ve düzenli bir şekilde geçirmeniz içten bile değildir. Yeterince su oranına sahip olmak, cildinizin parlak kalmasına ve enerjinizin yüksek kalmasına yardımcı olabilir. Yeterli miktarda su tüketmek aslında birçok sağlık sorununun önüne geçebilir. Eğer düzgün su tüketiminiz yoksa çeşitli zihinsel ve fiziksel sorunlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Örneğin, bütün gün sinirli kalabilirsiniz veya belki de enerjinizin ve gücünüzün tamamen azaldığını fark edebilirsiniz. Yeterli su tüketmek insanların dikkat etmediği bir nokta olsa da aslında sağlığımız için en dikkat etmemiz gereken şeylerden bir tanesidir.

İşte daha fazla su içmek için 8 harika neden;

• Ruh halinizi değiştirir - Gerçekten huysuzlaştığınızı ve olan biten her şeyden rahatsız olduğunuzu fark etmeye başladınız mı? Her şeye tepkiniz çok olumsuz ve agresif mi? Öyleyse sorunun cevabı, gerçekten az su içtiğinizdir. Daha fazla su tüketmek tüm stresinizi ve sorunlarınızı hafifletebilir. Bu, daha fazla su içmek için en önemli 8 nedenden biridir. Bir çoğumuzun gerçekten tuhaf, komik ve karmaşık bir ruh hali var, çözümümüz olmadığını düşünüyoruz ama asıl sebep sudan başka bir şey değil.

• Kilo Verin - Gerekli miktarda su tüketmek kilo vermemize de neden olabilir. Acıktığınızda; 2 bardak soğuk su yudumladığınızda, bu sadece dayanıklılığınızı artırmakla kalmaz, aynı zamanda bir miktar kilo vermenize ve bu şeklinizi korumanıza yardımcı olur. Sadece bu değil, belirtildiği gibi, aynı zamanda dayanıklılığınızı da artıracaktır.

• Cildinizin ışıltılı ve kusursuz olmasını sağlar - Yüzünüzdeki sivilceyi fark ettiniz mi? Evet, bunun nedeni vücudunuzdaki düşük su alımıdır. Yeterli miktarda su tüketiyorsanız, bu cildinizin ışıldamasını ve kusursuz görünmesini de sağlayabilir. Cildinizin nemli kalmasını sağladığı için cildinizin rengini ve dokusunu iyileştirebilir. Bununla birlikte cildin işini yapmasına ve sıcaklığı da düşürmesine yardımcı olur.

• Böbreğimize oksijen - Böbreğimizin çok fazla suya ihtiyacı vardır, çünkü her gün yaklaşık 200 litre kan işliyor, atıkları eliyor ve idrarı mesanemize taşıyor. Bu nedenle vücut daha fazla suya ihtiyaç duyar çünkü vücudumuzun farklı bölümleri sürekli çalışır ve su onları canlı tutar.

• Tazelenmenizi sağlar - Su sizi kesinlikle dinç tutar ve gün boyunca bu dinçliğinize devam etmenizi sağlar. Yorgunluğu giderir. Bu gözlerin açılmasına ve o yorgunluktan kurtulmanıza yardımcı olur. Daha fazla su tüketmeniz için sadece bir neden daha. Büyük yudumlar alın ve değişimi görün. Açıkça fark edilecektir.

• Akşamdan kalmanın çaresi - Dün gece içtiğiniz içkilerden dolayı akşamdan kalmışsanız, yeterli miktarda su içmek vücudunuzun nemli kalmasını sağlar. Sahip olduğunuz baş ağrılarını durdurabilir ve aynı zamanda sizi dinç tutar.

• Vücudunuzdaki atıklardan kurtulmanızı sağlar - Ne kadar çok su tüketirseniz, vücudunuzdaki atıklardan o kadar kurtulmanıza yardımcı olur. Bakteriler ve herhangi bir soruna neden olan her şey vücudunuzdan atılacak ve böylece vücudunuzu çok daha iyi bir şekle sokacaktır. Vücudumuzdaki kiri temizlemek için her gün banyo yapmamız gerektiği gibi, yeterli miktarda su içmek sindirim sistemimizi temizleyecektir. Dışarı çıkan atık idrar şeklindedir ve tüm kirlerden kurtulmamıza yardımcı olur. Bu işlem gerçekleşmezse çok fazla soruna neden olur çünkü vücudumuzdaki kirler birikmeye devam edecek ve çok fazla soruna neden olacaktır.

• Son olarak, iyi miktarda su tüketmek, unutkanlığınıza yardımcı olabilir. Zihnimizi taze tuttuğu ve daha iyi ezberlememize yardımcı olduğu için unutkanlığın önüne geçer. Aynı zamanda bize çok net düşünceler verir ve bizi düşündürür. Neyin yanlış olduğunu merak ediyorsanız ve ne olduğunu gerçekten anlamıyorsanız, o zaman su içmeyi deneyebilir ve biraz zaman geçirebilirsiniz. Çalışmalarınıza geri döndüğünüzde, bunun size gerçekten çok yardımcı olduğunu ve kendinizi tekrar yoluna sokmanın çok kolay bir numara olduğunu fark edeceksiniz.

Yukarıdaki 8 şeyin tümü, iyi miktarda su tüketmenin size gerçekten iyi bir şekilde nasıl yardımcı olacağını anlatır. Sadece zihinsel olarak veya içeriden değil, dışarıdan da bize yardımcı olur. Vücudumuzdaki su içeriği sizi dinç ve canlı tutacak şekilde olmalıdır. İnsanların genellikle çok yorulduğunu unutmayın bunun nedenlerinden en büyüğü vücutlarındaki su miktarının korkunç derecede düşük olmasından kaynaklanır. Su seviyesi yeterince iyi olursa ve bu durum korunursa, vücudunuzun gerçekten düzenine iyi devam etmesini sağlar.
Saç Dökülmesini Önlemek İçin İpuçları

Saç Döngüsü:
Her saç uzar, dinlenir ve sonunda dökülür. Bu döngü hayat boyu devam eder. Bir kişinin kafa derisinde iki aşama vardır. Birinci aşamada saç derisinin yaklaşık yüzde doksanı uzar ve bu iki ila altı yıl sürüyor. Saç derisinin yaklaşık% 10'unun bir başka bölümü ise, iki ila üç ay süren dinlenme aşamasındadır. Yani tüm saçlarımız aynı anda uzamazlar.

Saçın yapısında neler bulunur?

Saç sadece vitamin ve proteinlerden oluşur. El ve ayak tırnaklarında bulunan aynı materyal (keratin) saçta da mevcuttur. Bu nedenle, daha sağlıklı bir saç için protein açısından zengin bir diyet yapmak zorunludur. Kuru Fasulye, soya peyniri, kabuklu yemişler ve yumurta zengin protein kaynaklarıdır.

Saç kaybı:

Birçok farklı nedenden dolayı saçınızı kaybedebilirsiniz ya da saç telleriniz oldukça incelir. Kalıtsal olan bu durum ayrıca saç dökülmesinin ve kelliğin bir başka nedenidir. Yanlış bakım nedeniyle de saçlar dökülür. Bu yüzden saç dökülmesini önlemenin tedaviden daha iyi olduğunu kendinize sürekli hatırlatın. Saçınızı genç yaştan itibaren koruyun, bu da saç dökülmesi ve kelliği önlemede size yardımcı olur.

Daha fazla protein içeren besleyici yiyecekler çok önemlidir. Beslenmenizde sağlıklı saçlar için gerekli olan yeterli miktarda kalsiyum alın. Bu durum saç dökülmesini önleyebilir. Saç dökülmesinin önlenmesi için bol su içmek şarttır. İyi ve derin uyku, vücudun düzgün çalışmasını sağlar ve otomatik olarak saç dökülmesi önlenir.

Duygu:

Çoğu kişi, saç dökülmesi arttıkça acı çeker ve acınası hale gelir ve bu da kelliğe yol açar. Yani kişi olduğundan daha yaşlı görünüyor. Bu nedenle, bu sorunun üstesinden gelmek için doğru tedavi gereklidir.

Medikal Ürünler:

Saç dökülmesi yaşarsanız derhal bir dermatoloğa danışın. Artık günlük ilaçlar mevcuttur ve bu saç büyümesini kullanmak orta derecede artırılabilir ve saç dökülmesi durdurulabilir. Bu ilaçları tüketirken, ilaçların yan etkilerinden kaçınmak için dermatoloğun tavsiyelerine uyunuz. İlacın önceden bilinmesi, yan etkilerin en aza indirilmesine yardımcı olur.

Doğal ürünler:

Saç dökülmesi için yavaş ve istikrarlı tedavi, doğal ürünler kullanmaktır. Doğal ürünün etkisi kişiden kişiye farklılık gösterir. Yeşil çay saçta saç dökülmesini önlemek için kullanılır, yani enzimleri - alfa - redüktazı engellediği düşünülmektedir. Enzimler - alfa - redüktaz testosteronu saç dostu olmayan DHT'ye dönüştürür. Pygeum, her zaman yeşil bir ağacın kabuğundan elde edilen yeşil çaya benzer şekilde çalışır.

Ticari Ürünler:

Bu ilaçları satın alırken, ürünün içeriğini zorunlu olarak kontrol edin. Doğal içeriklere dayalı ticari ürünleri tercih edin.

Saç Dökülmesini Önlemek İçin Ayurveda:

Ayurveda'da saçın daha sağlıklı olması için saç yağları hazırlanabilir. Ayurvedik saç yağındaki ana bileşen Amalaki'dir. Bu, saç dökülmesini önler ve bu yağları kullanarak saç derinize nazikçe masaj yapmak daha iyi sonuç verecektir.

Saç dökülmesini önlemeye yardımcı olan takviyeler hangileridir?

Herkes saç dökülmesi sorunuyla karşılaşır ve kelp, lizin, B vitamini kompleksi, Multivitaminler ve C vitamini gibi takviyeler alarak bu durumu önleyebilir.
Önlemler:
• Sık sık saçınızı taramayın
• Islak saçları taramaktan kaçınmanız gerekir
• Tarağın düzgün ve temiz olup olmadığını kontrol edin
• Saçın çıkış yönüne doğru taramalısınız, ters yönde taramak saçlarınıza zarar verebilir
• Saça hindistancevizi yağı veya susam yağı sürün, 30 dakika bekleyin ve iyi bir şampuanla yıkayın ve düzenli olarak bakım yapın.
• Banyodan sonra temiz bir havlu kullanın ve saçın doğal olarak kurumasını bekleyin ve herhangi bir kurutucu kullanmayın.
• Kimyasal içeren şampuanlar saça zararlıdır. Öğütülmüş küçük bezelye, kına, ebegümeci yapraklarından hazırlanan doğal şampuanları seçin ve böylece saç dökülmesi kontrol altına alınsın. Kimyasal şampuan saçınızın dengesini bozar ve doğal bitkisel şampuan kullanmak daha iyidir.
Her gün 50 ile 100 arasında saç dökülmesi oldukça normal kabul edilir çünkü bir saç döküldüğünde cilt yüzeyinin hemen altında bulunan aynı folikülden yeni bir saç değiştirilir. Bu nedenle, yukarıda belirtildiği gibi saçınıza özen gösterirken saç dökülmesinden rahatsız olmayın.
Six Pack Abs Nasıl Elde Edilir

Düz ve baklavalı bir vücut birçok insanın arzusudur. İnanılmaz karın kaslarına sahip olmak sadece iyi görünmekle kalmaz, aynı zamanda onları elde etmek için yapılan iş kişinin özünü güçlendirmeye yardımcı olur. Nasıl six pack yapılacağını bilmek isteyen birçok insan var çünkü bunun için egzersiz yapıyorlar ve bekledikleri sonuçları elde edemiyorlar. İstenen kasları elde etmek için benimsenmesi gereken birkaç farklı yöntem vardır.

Six pack elde etmenin, sonuçlara ulaşmak için bir yöntem kombinasyonu gerektirdiğine dikkat etmek çok önemlidir. Elbette düzenli karın egzersizleri, iyi tanımlanmış karın kaslarına ulaşmak için çok önemlidir. Midedeki kasları güçlendirmek ve daha belirgin hale getirmek için düzenli olarak yapılabilecek çeşitli farklı egzersizler bulunmaktadır.

Egzersiz yapılması gereken üç kat karın kası vardır. Rektus abdominis, transversus abdominis ve oblikleri içerir. Sadece arzu edilen iyi tanımlanmış görünümü elde etmek için değil, aynı zamanda kişinin çekirdeğini güçlendirmek için karın bölgesindeki tüm kasları şartlandırmak için zaman harcamak önemlidir.

İyi tanımlanmış karın kasları elde etmek için yapılabilecek bir dizi egzersiz varken, six packin nasıl alınacağını düşünürken önemli olan bu egzersizlerin nasıl yapıldığıdır. Birçok insan, karın kaslarıyla istedikleri sonuçları almanın anahtarının çok fazla karın egzersizi yapmak olduğunu düşünür. Bununla birlikte, zayıf karın görünümüne katkıda bulunan aslında egzersizlerin yapılma şeklidir.

En iyi sonuçları elde etmek için oturmak, egzersiz yapmak ve diğer abdominal egzersizler konsantre bir şekilde yapılmalıdır. Bu egzersizler hızdan çok egzersizi yavaşça kontrol altına almakla ilgilidir. Aynı şekilde, direnç eğitimi kas kütlesini oluşturmaya ve korumaya yardımcı olduğundan ağırlıkları kaldırmak çok önemlidir.

Nasıl altılı six pack yapılacağına ilgi duyanlar, beslenmenin karın görünümünde önemli bir rol oynadığının farkında olmalıdır. Bir bireyin iyi tanımlanmış karın kaslarına sahip olması için, kasları çevreleyen mümkün olduğunca az yağa sahip olması gerekir. Görünür kaslar elde etmek için yağ oranı düşük bir diyet şiddetle tavsiye edilir. Düzenli egzersizle birlikte düşük yağlı bir diyetin kombinasyonu, karın kaslarını çevreleyen yağların alınmasına yardımcı olabilir. Bireyler günde beş veya altı küçük öğün yiyerek metabolizmalarını sabit tutmalıdır.

Bu şekilde yemek yemek, açlık nedeniyle yiyeceklere dalma dürtüsünü önleyecektir. Bireylerin kaslarını inşa etmek ve vücudun enerji için kasları parçalamasını önlemek için yağsız protein tüketmeleri de önemlidir. Protein, kas inşa etmek için gereklidir ve bir dizi farklı gıdalardan elde edilebilir.

Sonuçta, doğru şekilde six pack yapmayı öğrenmede bir süreç var. İstenilen sonuçlara ulaşmak için bu süreç üzerinde araştırma yapmak için zaman ayırmak çok önemlidir.
Sağlığınız İçin Besin Güvenliği

Sağlığımız için önemli olan bir başka sağlık güvenliği biçimi de gıda güvenliğidir. Gıda zehirlenmesini önlemek için gıda saklama ve hazırlama prosedürlerini iyi yönetmek, bu işe başlamak için harika bir noktadır. Örneğin çiğ etler ve sebzeler için belirlenmiş kesme tahtaları kullanılarak hazırlama alanlarının ve ekipmanının temizlenmesi önemlidir. Tüm etlerin iyice pişirilmesi, virüsleri veya e coli, salmonella vb. Olarak da bilinen bakterileri yok etmenin kesin bir yoludur. Yemek hazırlarken pişmemiş yiyeceklere dokunduktan sonra ellerin yıkanması da gıda güvenliği ve hijyenin büyük bir parçasıdır.

Pişirilecek yiyecekler hazırlanırken, farklı yiyecekler hazırlamak için aynı kapların kullanılmaması çok önemlidir. Bu, birçok bakteri türünü taşımanın kesin bir yoludur. Yemek yerken çatal bıçak takımınızı paylaşmayın çünkü bu da mikrop ve bakteri türlerini taşımak için iyi bir yoldur. Pişirmeden önce, çiğ etlere dokunduktan sonra ellerinizi yıkayın ve yemek yerken veya sonrasında parmaklarınızı veya ellerinizi yalamayın.

Gıdanın haşaratla kontaminasyonu önlemek için uygun şekilde depolanması da önemlidir. Bakterilerin üremesine neden olabileceğinden, pişirdikten sonra yiyecekleri asla uzun süre dışarıda bırakmayın. Gıdaların soğutulması (ve soğutmanın mümkün olduğu veya olmadığı ortamlarda belirli gıdalardan kaçınılması). Yiyeceklerin ne zaman üretildiğini veya pişirildiğini belirtmek ve "son kullanma tarihini" belirtmek için etiketleme de özellikle iş hayatında önemlidir.

Tatillerde, alışkın olduklarımızdan daha büyük porsiyonlarda ve daha karmaşık yemekler yeme eğilimindeyiz. Bu, gıda kaynaklı hastalık potansiyelini artıracaktır. Çapraz kontaminasyon, gıda kaynaklı hastalıklarda büyük bir anahtar roldür. Yiyeceklere dokunmadan önce ve sonra ellerinizi ılık su ve sabunla yıkayın. 2 saat kuralını kullanın. Bozulabilir yiyecekleri, hazırlanmış yiyecekleri ve artıkları 2 saat içinde soğutun. Onları oda sıcaklığında dışarıda bırakmayın.

Donmuş Ürünlerin Çözülmesi
Yiyecekleri tezgah üzerinde oda sıcaklığında değil, buzdolabında çözün. Yiyecek belirli bir dereceye ulaştığında, burası bakteriler için üreme alanıdır. Yiyecekler ayrıca uygun bir sıcaklıkta pişirilmeli ve pişip pişmediği kontrol edilmelidir. Bazı yiyeceklerin iyi pişip pişmediğini baktığınızda anlayabilirsiniz.
• Dana etinin içi kırmızıdır, pembe veya beyaz değildir.
• Yumurta sarısı serttir, akıcı değildir ve yumurta beyazı opaktır.
• Yiyeceklerden buhar yükselir.

Yiyecekleri daima tezgah üstü yerine buzdolabında marine edin. Buzdolabı, yiyeceklerin bakterilerin hızla çoğaldığı tehlike bölgesine girmesini önleyecektir. Çiğ suların diğer yiyeceklere damlamasını önlemek için her zaman çiğ etleri, kümes hayvanlarını ve deniz ürünlerini buzdolabının alt rafına sıkıca sarılmış halde saklayın.
Panik atak

Panik atak bozukluğu, tekrarlayan beklenmedik panik ataklar ve kişinin bu ataklara tepkisi ile karakterize bir anksiyete bozukluğudur. Panik atak, genellikle on dakika içinde doruğa çıkan, birkaç saat kadar da sürebilen yoğun bir korku ve rahatsızlık dalgasıdır.

Panik Atak Belirtileri
Panik ataklar aşağıdaki fizyolojik ve bilişsel semptomlarla ilişkilidir.
• Kalp çarpıntısı
• Terlemek
• Titreme veya titreme
• Nefes darlığı
• Boğulma hissi
• Göğüs ağrısı veya rahatsızlığı
• Mide bulantısı veya karın ağrısı
• Baş dönmesi, dengesizlik, sersemlik veya bayılma hissi
• Üşüme veya ısı hissi
• Uyuşma veya karıncalanma hissi
• Gerçek olmama veya kendinden kopma duyguları
• Kontrolü kaybetme veya "delirme" korkusu
• Ölme korkusu

Panik bozukluğu olan bireyler, gelecekte atak geçirme konusunda ısrarla endişelenirler (örn. Kalp krizi geçirme, "delirme") veya panik ataktan kaçınmak için davranışlarını önemli ölçüde değiştirirler (örneğin, alışılmadık durumlardan kaçınma). Diğer ruhsal bozukluklar gibi, bu belirtiler de günlük hayatta önemli miktarda sıkıntı ve bozulmaya neden olabilir.

Panik Atak mı yoksa Kalp Krizi mi?
Panik bozukluğunun bir kısmı, panik atakların sonuçları hakkında endişelenmektir. Birçok insan, benzerliklerinden dolayı panik ataklarını kalp krizi ile karıştırır. Kardiyak göğüs ağrısı (kalp krizinde görüldüğü gibi) tipik olarak hareket veya eforla ortaya çıkarken panik atak genellikle egzersizle ilişkili değildir. Kardiyak göğüs ağrısı olan kişiler de herhangi bir egzersizden kurtulabilirken panik bozukluğu olanlar egzersizden etkilenmez. Kardiyak göğüs ağrıları ayrıca ileri yaşlarla ve panik bozukluğuna kıyasla daha fazla sayıda tıbbi durumun öyküsü ile ilişkilidir.

Panik Ataklara Karşı Panik Bozukluk
Panik atakların varlığının, panik bozukluğunun teşhisi için kriterleri karşılamak için yeterli olmadığına dikkat etmek önemlidir. Panik atak, diğer anksiyete bozukluklarında veya anksiyete bozukluğu olmayan kişilerde anksiyeteye neden olan durumlarda ortaya çıkabilen bir anksiyete tepkisidir.

Panik bozukluğu, diğer ruhsal bozuklukların yokluğunda seyrek olarak ortaya çıkar. Panik bozukluğu olan kişilerde genellikle başka anksiyete bozuklukları, majör depresyon, bipolar bozukluk ve hafif alkol kullanım bozukluğu vardır. Majör depresyon ve panik bozukluk arasında bildirilen yaşam boyu birlikte görülme oranları yüzde 10 ila 65 arasında değişmektedir. Panik bozukluğu sıklıkla baş dönmesi, kardiyak aritmiler, hipertiroidizm, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu gibi diğer tıbbi durumlarla birlikte ortaya çıkar.

Panik Bozukluğu Dünyada Ne Kadar Yaygındır?
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde panik bozukluğun bir yıllık yaygınlığı yüzde 2 ila 3'tür. Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri yüzde 0,1 ila 0,8 arasında değişen daha düşük yaygınlık oranlarına sahiptir. Kadınların etkilenme olasılığı erkeklerden iki kat daha fazladır ve cinsiyet farkı ergenlik çağında görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde panik bozukluğu için ortalama başlangıç yaşı 20-24'tür. Vakaların küçük bir yüzdesi ilk olarak çocuklukta veya daha sonraki yetişkinlikte ortaya çıkar.

Panik Bozukluğuna Ne Sebep Olur?
Panik bozukluğunun kesin nedenleri bilinmemektedir. Kesin genler ve mekanizmalar bilinmemekle birlikte, belirli genler panik bozukluğa karşı savunmasızlık sağlayabilir. Anksiyete, depresif ve bipolar bozukluğu olan ebeveynlerin çocukları daha yüksek panik bozukluğu oranlarına sahiptir. Panik bozukluğunun beyin modelleri, endişe ve korku ile ilgili beyin yapılarını vurgular.

Etnik ve Kültürel Farklılıklar
Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalarda, Latinler, Afrikalı Amerikalılar, Karayip siyahları ve Asyalı Amerikalılar, Latin olmayan beyazlara göre daha düşük panik bozukluğu oranları bildirmektedir. Yerli Amerikalılar en yüksek oranları bildiriyor. Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri de Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinden daha düşük panik bozukluğu oranları bildirmektedir. Bu eşitsizlikler, farklı kültürlerin korkuları ele alması ve panik ataklara atıfta bulunmasıyla kısmen açıklanabilir. Panik ataklarla ilişkili kültüre özgü karakterizasyon örnekleri arasında Vietnam kültüründe trúng gió ("rüzgarın çarpması"), Latin Amerikalılar arasında ataque de nervios ("sinirlerin saldırısı") ve Kamboçyalılar arasında khyâl ("ruh kaybı") sayılabilir.

Panik Bozukluğunun Tedavisi
Hem ilaç hem de psikoterapi panik bozukluğunu etkili bir şekilde tedavi edebilir. Tipik olarak reçete edilen ilaçlar, anti-anksiyete ilaçları ve antidepresanlardır. İlaç ve psikoterapi kombinasyonunun en etkili olduğu bulunmuştur.