Özefagus kanserlerinde çevresel faktörler ve beslenme alışkanlığı risk oluşturur. Besinlerin uygun saklama koşullarına uymadan saklanması ve uzun sürede tüketilmesi, tütsülenmiş et, ve çiğ gıda tüketilmesi ve konserve besinlerdeki nitrozaminler kanser için risk oluşturur. Besinlerin az çiğnenmesi, çok sıcak içecekler (çok sıcak çay içilmesi), tütün ve sigara kullanımı, radyasyona maruz kalma diğer riskli durumlardır.Özefagus kanserleri orta ve ileri yaşlarda daha sık görülür. Özellikle 60 yaş üzerindeki kişiler risk altındadır.Erkeklerde daha fazla görülür. Kronik veya aşırı alkol kullanımı önemli bir risk faktörüdür.Barrett özefagusu: Mide asidine uzun süreli maruz kalan kişilerde özefagus alt ucunda görülen değişikliklerdir. Gastroözefajial reflü adı verilen bu hastalıkta mide asidi özefagusa geri kaçar ve tahribata yol açar. Tahriş olan bu kısımda özefagus hücrelerinin yerini mide hücreleri alır. Bu değişim yıllar içinde özefagus adenokanserlerine yol açabilmektedir.Bir yutma bozukluğu olan akalazya hastalığı, çocukluk çağında yanlışlıkla içilen çamaşır suyu sonucu oluşan özefagus darlıkları ilerde kanser oluşumuna sebep olabilmektedir.
Halk arasında tik olarak adlandırılan, istem dışı sık sık göz kırpıştırma, kafayı sürekli sağa sola sallama, omuz oynatma, karşısındakinin sözlerini sesli veya kendi kendine sessizce tekrar etme, çeşitli sesler çıkarma hatta uçacakmış gibi kanat çırpma hareketi derken liste uzayıp gidiyor.
Her hasta için kişiye özel tedavi planlanmalı. Tanısı konulmuş taşlarda hastanın genel durumu, gebeliğin süresi, taşın büyüklüğü ve konumu tedavinin genel hatlarını belirler.Her şeyden önce bilinmelidir ki taşların yaklaşık kadar büyük bölümü ağızdan ilaç tedavisi ile takip edildiğinde kendiliğinden düşer. Bu nedenle ağrısı ve bulantısı ağızdan alınan ilaçlarla kontrol edilebilen ve böbrek şişliği kritik düzeyde ilerlemeyen tüm gebeler takip edilmektedir. Genel durumu kötüleşen, ağrısı ve bulantısı ağızdan alınan ilaçlarla kontrol edilemeyen hastalarda ise ek tedavi yöntemlerine yönelmek gerekmektedir. Tedavide temel amaç hamile anne adayına ve karnındaki bebeğine zarar vermeden idrar akımının tekrar sağlanması ve bunun ile birlikte ağrı ve bulantının kontrol altına alınmasıdır.Geleneksel olarak bu yönde yapılan ilk tedavi üreteral stent takılması olmuştur. Bu işlemde böbrek ile idrar kesesi arasında taş ile tıkanmış olan kanala taşın yanından geçecek şekilde bir kateter, bir lastik boru takılmaktadır. Bu lastik boru gebelik süresince hasta içinde kalmakta ve birçok gebede sıkıntıların gebelikten sonra yapılacak kesin tedaviye kadar ertelenmesini sağlamaktadır. Bazı gebelerde ise bu takılan boru taş ağrısını kesmekte yetersiz kalmakta, idrar kesesinde hassasiyete ve ağrıya neden olmakta, sık tuvalete gitme ihtiyacı ile gebenin hayat kalitesini belirgin olarak düşürmektedir. Dışarıdan ses dalgaları ile taş kırma yöntemi olan ESWL’nin gebelerde kullanımı sakıncalıdır.
Beyazısırgan, Tatlıbaba
Bilinen Bileşimi : Potasyum tuzları, tanen, şekerler, müsilaj, uçucu yağ, saponin, flavonol glikozidleri, histamin, tiramin, metilamin.
Özellilleri : Tonik / kuvvetlendirici, vazodilator / damar genişletici, antifebril /ateş düşürücü, diüretik / idrar söktürücü, hastalıklardan koruyucu, kabız yapıcı.
Önerilen Hastalıklar : İshal, dizanteri, akciğer kanaması, kandaki akyuvarların azalması (lokopeni), hemeroid, varis, idrar zorluğu, sistit, asabilik ve sinirlilik, astım, kan temizleyici, kadınların vajinal akıntılarında, prostat iltihaplarında başarıyla kullanılmaktadır.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 Bardak suya 1 tatlı kaşığı kıyılmış bitki konarak kaynatılır soğuyana kadar demlendirilir ve süzülür. Günde 3 defa yemek aralarında içilir. İstenilirse balla tatlandırılır
Hem Türk tarihine hemde Dünya tarihine geçmiş olan ilk kadın pilot Sabiha Gökçen. Aynı zamanda Atatürkün manevi kızı olarak bilinmektedir ve 2.Havalimanına ismi verilmiştir. 22 Mart 2001 tarihinde hayatını kaybetmiştir.
Şuan Ankara Belediye Başkanlığı yapmakta olan türk siyasetçi.
2014 yılında çok az bir farklı Melih Gökçek karşısında az bir oy farkıyla kaybetmiş olan Mansur Yavaş 31 Mart Seçimlerinde rakibi Mehmet Özhasekiye yaklaşık 3 puan farkı atarak Ankara Belediye Başkanı olmuştur.
Sidik borularından bir tanesinin veya ikisinin birden yangılanması. Genellikle böbrek havuzcuğunun veya sidik kesesinin yangılanması sonucunda oluşur.
Vagotoni
Onuncu kafa çifti sinirinin (vagus) biyolojik ve yapısal olarak aşırı etkilenmesi durumu. Vagotoni sonucunda onuncu kafa çifti siniri ile sempatik sinir arasındaki denge bozulur.
Vagotoni bir hastalık olmayıp, migren, aritmi, anjin do puatrin, mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri, vb. gibi bazı hastalıklara ortam hazırlayan yapısal bir durum olarak kabul edilmelidir.
ülkemizin en yüksek ikinci dağı olan erciyes dağını sınırları içerisinde bulunan ilimiz.özellikle son yıllarda erciys kayak merkezine yapılan yatırımlar sonrasında kayak konusunda ülkemizin en önemli tesislerinden biri artık erciyeste diyebiliriz
kulağın yapısını ve işitmei negatif etkileyen faktörler topluluğu. (bkz:kulak çubuğu) ile aşırı şekilde karıştırmak, devamlı çok yüksek seslere maruz bırakmak, sürekli kulağa su kaçırmak vs. bu faktörler arasında sayılabilir. düzenli KBB muayenesi yaptırmakta fayda var.
Eğer demir eksikliği anemisi erkek hasta için söz konusuysa bunun için ileri yaş faktörü gözetilmeden detaylı tarama gerçekleştirilir. Demir eksikliği; gebelik sürecinde ihtiyacın artmasına bağlı olarak, vejetaryen olma, açlık toplumlarında yaşama gibi alım sorunlarına bağlı, demir emilim problemine yol açan Çölyak hastalığında ya da demir kaybına yol açan enflamatuar bağırsak hastalıkları, kolon kanseri, gibi hastalıklarda ortaya çıkar bu bağlamda demir eksiliği anemisi ayrıntılı sorgulama fizik muayene ve gerek görülür ise ayrıntılı tetkiklerin yapılması gereken bir durumdur.
Beyindeki Epifiz bezinden 23:00 ile 3:00 arasında yoğun olarak salgılandığı ifade edilen uyku hormonu.
Sarı humma, subtropikal ve tropikal bölgelerde (özellikle sub-Sahara Afrikası ve Amazon havzası) sivrisinekler ile bulaşan virüsler sebebiyle oluşan bir enfeksiyöz hastalıktır Sarı humma, subtropikal ve tropikal bölgelerde (özellikle sub-Sahara Afrikası ve Amazon havzası) sivrisinekler ile bulaşan virüsler sebebiyle oluşan bir enfeksiyöz hastalıktır. Çok ciddi durumlara sebep olup, özellikle erişkinlerde ölüme bile yol açabilir. Grip benzeri semptomlarla ortaya çıkar: ateş, bulantı ve ağrı. Nadir olarak, hastalarda sarılığa (ikterus) sebep olan karaciğer enflamasyonu (hepatit), hatta kanamaya yatkınlığın artması sonucu ölümcül olabilen kanama bozuklukları gelişebilir. Dünya Sağlık Örgütü etkilenen bölgelere seyahat etmeden önce aşılanmayı önermektedir.
boğaz veya gırtlağın, dışarıdan gelen organizmalar tarafından istila edilmesi sonucu ortaya çıkar.
Çocuk Endokrinolojisi tıp dünyasının bir bilim dalı ve hastanelerdeki bir bölüm olarak bilinir. Çocukların ergenlik dönemlerini tamamlayan dek geçen süredeki ortaya çıkan hormonal bozuklukları inceleyen bilim dalı.
Ayağınızı sıkan ve sert burnu sivri ayakkabılar giymeyin. Ve mikrop kapma ihtimali olduğu için asla pedikür yaptırmayın. Ilık su ile gün aşırı ayağını yıkayın.
Akciğerlerdeki hava keseciklerinin aşırı derecede gerilip genişlemeleri. Böyle gerilen keseciklerin arasındaki bölmeler kopar ve birkaç kesenin bir araya gelmesi sonucu büyük hava keseleri oluşur. Ancak bu büyük hava keselerinin iç yüzeylerinin kapladığı alan, bunları oluşturan küçük hava keselerinin toplam iç yüzeylerinden daha küçüktür. Kandaki karbon dioksidin solunum havasına, solunum havasındaki oksijenin de kana geçtiği alan burası olduğundan, yüzey küçülmesi zamanla vücudun yetersiz bir şekilde oksijenlenmesi sonucunu doğurur; güç soluma (dispne) ve kandaki oksijen yetersizliği sonucu rengin koyulaşması (siyanoz) görülür.
Amfizemin sözcük anlamı, havanın, vücudun normal olarak hava içermeyen bir yerinde bulunmasıdır. Amfizem sözcüğü bu anlamda da kullanılır. Göğüs boşluğunda yapılan ameliyatlarda bu boşlukta bulunan dokuların arasına hava kaçması ve doku aralıklarından yararlanarak boyuna kadar yükselmesine cerrahi amfizem denilir. Gazlı kangrende de, dokularda toplanan gazlar amfizem olarak adlandırılır.
Fakat tıpta amfizem sözcüğü, en çok akciğer amfizemini belirtmek için kullanılır. Akciğer amfizemi erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Başlangıcına yol açan hastalık genellikle bir bronşittir. Solunum borularının yangısı olan bronşitte, solunum borucuklarında biriken mukus salgı bu boruların bazısını tıkar. Tıkanan yerin berisindeki hava artık geriye itilemez. Ama, soluk verirken yetersiz olan ve mukus tıkacı yerinden oynatamayan solunum hareketleri, soluk alırken havanın bu tıkacı kenara itip, aradan bu boruya geçmesini sağlayabilecek kadar basınç oluşturabilir. Böylece bu borucuğun sonundaki kese gittikçe hava ile dolar ve sonuçta bu kese ile öbür keseler arasındaki bölmeler yırtılır. Sürekli sigara içmek ve havadaki kirli dumanlar, solunum borularındaki yangıyı çoğaltırlar ve amfizemin oluşumuna katkıda bulunurlar. Antibiyotiklerin geliştirilmesi, amfizemin önlenmesini sağlayamamıştır.
Astımlı hastalarda büzülerek (spazm) daralan solunum boruları da, havanın akciğer keseciklerinden boşalmasını güçleştirerek amfizem olasılığını çoğaltır. Nefesli çalgı çalanlarda, cam üfüren işçilerde ve haltercilerde, zorlu soluk alıp verme nedeniyle amfizem oranının yüksek olduğu ileri sürülürse de, henüz bu görüşü yeterince doğrulayacak çalışmalar yapılmamıştır.
Akciğer dokusunu yer yer yıkarak boşaltan birçok hastalık da amfizeme yol açar. Akciğer veremi ya da kanser gibi nedenlerle akciğerde bir alan boşalınca o bölgede amfizem meydana gelir. Akciğerin bir bölümünün ameliyatla alınması da aynı sonuca yol açabilir.
Erkeklerin korkulu rüyasıdır. Nedeni genetikte olabilir, vitamin eksikliğindede ortaya çıkabilir. kimine saç dökülmesine karşı şampuanlar etki edebilir kimisine hiç etki etmez. görüldüğünde bir uzmana başvurulması tavsiyemdir
virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürreedir. ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür.
Enfekte insanların, idrar ve dışkılarıyla atılan şistozoma yumurtaları vasıtasıyla tatlı sular kontamine olur. Yumurtalar çatlar ve suda tatlı su salyangozlarının belli türlerinin içinde pek çok ‘Cercaria’ denilen parazit larvaları gelişir. Salyangozun vücudunda çoğalan parazit larvaları salyangozu terk ederek içinde yaklaşık 48 saat canlı kalabilecekleri suya dağılırlar. Kontamine suda yıkanma, suda çıplak ayakla korunmasız yürüme ve yüzme sonucunda larvalar insanların derisinden içeri girerler. Birkaç hafta içinde vücudun kan damarları içerisinde yerleşerek dişilerinin yumurta üreteceği yetişkin solucanlar haline dönüşürler. Yumurtaların bir kısmı mesane veya bağırsaklara göç eder ve idrar veya dışkıyla atılırlar. Enfeksiyon döngüsü bu şekilde devam eder.Şistozomiyaz hastalığı yalnızca bazı tatlı su salyangozlarının bulunduğu yörelerde görüldüğü için, bu ara konakların yok edilmesi etkili bir önlemdir.Hastaların bir an önce tespit edilip tedavi edilmesi ve insanların kişisel hijyen kurallarına uyması sağlanmalıdır. Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat edecek insanların bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekir.Tedavi için uygun antibiyotik kullanılır.
Esans, glikoz, sakaroz, juniperin, yünen, borneol, terpineol, izoborneol, kamforu, sidrol, dipenten, d-a pinen, a-felandren, reçinemsi madde, çeşitli asitler vb.
Özellilleri : Diüretik / idrar söktürücü, sudofifik / terletici, stomaşik / mideyi kuvvetlendirici, antiseptik / mikrop öldürücü, balgam çıkartıcı tesire sahiptir.
Önerilen Hastalıklar : Böbrek - mesane kum ve taşı, idrar yolları iltihabı, mesane iltihabı, idrar tutkluğu, soğuk algınlığı, gut, romatizma, damar sertliği, albümin, şeker hastalığı, kısırlık, ishal, bedensel ve ruhsal çöküntü, taze dallarının çayı zayıflamak için kullanılır. Kanı temizler bunun için ilk gün 4 tane sonra her gün bir tane artırılarak 12 gün devam edilir .Oniki günden sonra birer adet azaltılarak 12 günde böyle devam edilirse kanı temizler
Kullanım Şekli ve dozu : Hafifce dövülmüş meyvelerinden 1 çoba kaşığı 400 gr. kaynayan suya atılarak su ateşten indirilir. 2 saat demlendirilerek günde 4 defa yemeklerden önce içilir.
Hemoglobinin sidikle vücuttan atılması. Bu durum alyuvarların yozlaşması halinde ortaya çıkar. Alyuvarlar içinde bulunan hemoglobin kan plazmasında serbest hale geçtikten sonra sidiğe karışır ve koyu kırmızı bir renk verir.
Alyuvarların büyük ölçüde yozlaştıkları bütün hastalık hallerinde hemoglobinüriye rastlanır. Örneğin mantar zehirlenmeleri, yılan sokmaları, kızıl, difteri, zatürree, tifo, sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar ve gebelik zehirlen melerinde hemoglobinüri görülür.
Hemoglobinüri, aşırı fiziksel yorgunluk ya da aşırı soğuk nedeni ile sağlam insanlarda da görülür. Bu tür hemoglobinüri şiddetli terleme, bitkinlik, yüksek ateş, üşüme ve baş ağrısı ile ortaya çıkar. Bu belirtilerden hemen sonra hastanın sidiğinde hemoglobin görülür.
Sidik kırmızılısı bir renk aldığında, hemoglobinüriyi hematüriden (sidikte alyuvarların bütünüyle bulunması hali) ayırt etmek için sidik tortusunu mikroskop altında incelemek gerekir. Tortu mikroskop altında incelendiğinde alyuvar görülmezse hemoglobinüri teşhisi konur.
Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu iç saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.
Eğer İstanbul'dan Newyork'a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul'a ayarlıdır. Örneğin İstanbul'dan saat 12:00'de havalanır, 8 saatlik bir uçuştan sonra Newyork'a varırsanız, vücut saatiniz 20:00'dedir ama Newyork saat 13:00'ü yaşamaktadır. Vücudunuzun saati ortama göre 7 saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha 7-8 saat vardır,
İşte bu olaya jet-lag denilir. 'Lag'in İngilizce'de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.
Dünya dönüşünü 24 saatte tamamladığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri l saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında 7 zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul'da saat 14:00 iken, Newyork'ta sabah 07:00'dir.
NASA'ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul'dan New York'a gidince vücut kendini ancak 7 gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.